Tag: Uykusuzluk

Yabancı Bir Yerde Uyumanın Beyin Üzerindeki Etkisi

Alec Soth: Magnum Photos 2

Alec Soth: Magnum Photos 2

Newscientist.com‘da yayınlanan bir makaleye göre kendi yatağımızdan başka bir yerde uyumak, beynimizin sol yarım küresini biraz rahatsız ediyor. Daha doğrusu yeni bir mekanda uyumaya çalıştığımızda sol yarım küre, sağa nazaran daha uyanık kalıyor.

Uyku araştırmalarında ilk gece efekti olarak adlandırılan durumu sanırım herkes yaşamıştır. Gel gelelim bu yeni araştırma işin biraz daha derinine iniyor ve 11 sağlıklı gönüllü üzerinde yapılan bir deneyin sonuçlarını paylaşıyor.

Araştırmayı yapan Masako Tamaki ve meslektaşları (Brown University), bir hafta arayla yabancı bir yerde uyutulan 11 kişi üzerinde bir deney yapmış. Deneklerin beyin dalgaları ilk hafta incelendiğinde, sol beyin lobunun sağ lobdan daha uyanık olduğu tespit edilmiş. Düşük frekanslı dalga deseni sol beyinde daha düşük çıkmış ki bu durum uyanıklık durumuna işaret ediyor-muş.

Araştırmacılar ikinci haftaki sonuçlarda sol beyin lobunun sağa uyum sağlamaya başladığını ve bu uyumluluk arttıkça daha rahat uykuya geçildiğini tespit etmiş.Uyuyan deneklere müzik dinletildiğinde de yine sol beyinin daha hızlı yanıt verdiği tespit edilmiş.

sag-beyin-sol-beyin

Yarım uyku

Bu durum bazı deniz memelileri ve kuşların beyinlerinin yarısını uyutmasını akla getiriyor ve Tamaki insan beyninde de benzer bir sistemin olabileceğini söylüyor. Yani beynimizin analitik düşünmeye dönük olan sol yarım küresi, yabancı bir yerde uyuduğumuzda herhangi bir tehlikeye karşı tetikte oluyor. Bu durumun sebebi tam olarak bilinmese de Tamaki, sol beyin lobundaki bağlantıların daha güçlü olduğuna işaret ediyor.

Sanırım yabancı bir yerde uyuduğumuzda daha kolay uyanabilmemiz de bu durumun bir başka göstergesi.

Neticede araştırmacılar ‘eğer önemli bir işin öncesinde başka bir yere giderseniz, bir iki gün önce gidip ortama alışın’ tavsiyesinde bulunuyor. Diğer yandan bir başka araştırmacı uykusuzluk (insomnia) çeken kişilerin yabancı bir yerde daha iyi uyuyabildiğini söylüyor. Yani görünüşe göre beynimizin standart ortamı nasıl kabullendiği beynimizin tersine davranmasını sağlayabiliyor.

Şimdi bu bilgileri alıyorum ve şu çocukları düşünüyorum. Uyumak zor geliyor.

Uyumadan Önce Telefonla Oynamanın Bedeli

uyumak

Dünkü yazımda bizi bekleyen nörolojik salgından bahsederken, elektromanyetik dalgaların etkisinden hiç bahsetmediğimizi farketmişsinizdir. Şu anda 65 yaş üzerindeki nüfusun bizim kadar elektronik aygıtlarla içiçe yaşamadığı düşünülürse, bizim neslimizin tahmin edilenden daha büyük bir nörolojik tehdit altında olduğunu tahmin edebiliriz. Bunu da küçük bir araştırma üzerinden delillendirebiliriz.

Söz konusu araştırma 850 Flaman vatandaş arasında yapılmış. Gece ışığı kapattıktan sonra telefonuyla oynayan (mecazen) kişiler daha kalitesiz bir uyku, uykusuzluk (insomnia) ve bitkinlik sendromlarıyla karşılaşmış. Bu araştırmada uyku bozukluğuna neden olan şeyin telefon olup olmadığından kesin olarak bahsedilmiyor ama bilinen önemli bir şey var.

Yapılan araştırmalar mavi ve beyaz ışık yayın cihazlara bakmanın melatonin hormonu salgılanmasını azalttığını gösteriyor. Peki melatonin nedir?

Melatonin epifiz bezinin pineolasit adı verilen hücrelerinden salgılanır. Pineolasit hücreleri ışığa duyarlıdır. Elektromanyetik dalga yoğunluğu arttıkça melatonin salgılanması azalır. Melatonin, kişiden kişiye değişse de yaklaşık olarak 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur. Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır.

Bunun haricinde melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Bu nedenle lösemi ve diğer kansere yakalananların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları istenmektedir. Yapılan son araştırmalara göre hormonun yaşlanmayı geciktirici etkisi de vardır. (wikipedia)

Dolayısıyla gece telefona baktıktan sonra uyumaya çalışmanın uykuyu olumsuz etkileyebileceği pekala anlaşılabiliyor. UCLA Tıp Fakültesinde psikiyatri doktoru olan Dan Siegel, bu foton yayılımının beynimize ‘Uyanık kal, şimdi uyuma zamanı değil!’ şeklinde sinyal gönderdiğini söylüyor.

Diğer bir araştırmaya göre ABD’de durum epey vahim, araştırmaya katılanların yüzde 71’i telefonundan ayrılamıyor. Şahsen ben de bu konuda muzdarip olduğum için bir ara telefona bakmadan uyumayı alışkanlık zincirime dahil etmeye çalışmıştım. Bu konuyu mütemadiyen düşündüğüm için dün gece ‘Nörolojik salgına hazır mıyız?’ sorumu yanıtlayan Merve Kara’ya da tam bu noktadan yanıt verdim. 🙂

Kendi adıma üzerime düşeni yaptığıma inanıyorum. Artık bu yazıyı yatarken okumak veya Arianna Huffington gibi yatak odanızı elektronik cihazlardan izole etmek sizin bileceğiniz iş. Hala ‘Uykusuzluk ile nöroloji arasında ne alaka var?’ diyorsanız, şizofrenik belirtilerin uyku ile ilişkisine göz atmanız sanırım ikna edici olacaktır.

Görsel Kaynak: Flickr