Etiket: google

Bedava’nın Yıkıcı Gücü ve Google

Chris Anderson’ın Bedava adlı kitabı ücretsiz bir şey sunmanın yıkıcı etkisi konusunda çok çarpıcı örnekler sunar. Biraz önce düşününce Google’ın ücretsiz stratejiyle bir çok iş kolunu (rakiplerini) darmadağın ettiğini düşündüm;

  • E-posta (Gmail)
  • Bulut Depolama (Google Drive)
  • Trafik Analitiği (Google Analytics)
  • Ofis Yazılımları (Google Docs)
  • Mobil OS (Android)
  • Video (Youtube)

Elbette Google’ın ürün kalitesi ve ekosistemi bu yıkımlarda büyük pay sahibi. Mesela Blogspot (Blogger) ile istediğini bir türlü yapamadı çünkü taş gibi WordPress vardı. (Eğer WordPress açık kaynak olmasa belki bu yazıyı da Blogspot’ta okuyor olurdunuz.) Ama bazı istisnalar da yok değil. Örneğin Android belki iOS’tan çok gerideydi ama üreticiler için tutarlı başka bir seçenek de yoktu.

Eskiden ‘kullanıcıyı bir şekilde ücretlendir’ mantığı vardı fakat yazılım tarafında artık gidilebildiği yere kadar ‘bedava’ gidiliyor. İlk 1 milyon kullanıcı hedefi çok gerilerde kaldı. 2012’de o hedef 10 milyon olmuştu. Belki şimdi 100 milyon.

Şimdi bunları neden yazdın diyeceksiniz. Şunu merak ediyorum; Google’ın ‘bedava’ya yıkacağı yeni iş kolu ne olacak? Kişisel bilgisayarlar? Mobil internet? Otonom araç yazılımı? …

Google Nasıl Yönetiliyor? – Kitap İncelemesi

(Açıklama: Bu yazı ilk olarak Arka Kapak dergisinin Mart sayısında yayınlanmıştır. Buradaki sürüm bazı güncellemeler içerebilir.)

Sağanak bir ilkbahar yağmurunu düşünün. Bardaktan boşanırcasına yağıyor. İnen yağmur damlalarını bir orkestra şefi edasıyla yönetebilir misiniz? Yanıtınız muhtemelen hayır olacak. Ancak söz konusu yağmur, dijital veri yağmuruysa (ki öyle) neler yapılabileceğini sakin kafayla düşünmek gerekiyor.

Uygarlığın başlangıcından 2003’e kadar üretilen bilgi hacmini üretmemiz 2010 yılında sadece iki gün sürmekteydi. Günümüzde ise bu süre muhtemelen saatler seviyesine inmiş durumda. Ve bu veri sağanak yağış altında başarılı bir şirket yönetmek epey zor. Kişisel verilerini ölçmek ve analiz etmekle yetinen biri olarak bu konuda ahkâm kesmeyeceğim. Ancak Google’ın en tecrübeli yöneticilerinden Eric Schmidt ve Jonathan Rosenberg’in tatmin edici tavsiyelerini paylaşmama izin verin.

Üretken Akıllarla Çalışmak

İnternet çağında şirket yönetmenin inceliklerini anlatan Schmidt ve Rosenberg, işin sırrının ‘üretken akıllardan’ oluşan bir ekip kurmaktan ve bu ekibi korumaktan geçtiğini söylüyor. Üretken akılları işe alırken çok seçici olmanın önemine vurgu yapan ikili, üretken akılları analitik, ticari ve rekabetçi olarak tanımlıyor. Onlara itiraz etme hakkı ve olabildiğince özgürlük vermek gerektiğini savunuyor.

Google’ın yönetim stratejilerini, itiraflarını ve hatalarını samimi bir dille anlatan ikilinin satır aralarında yeni üretken akıllara göz kırptığını söylemek yanlış olmaz. Zira gerçek üretken akılları bulmanın zorluğuna ve Google’ın bu konuda sunduğu imkânlara profesyonelce vurgu yapılıyor. Pek tabi Google çalışanlarına da üstü kapalı bir övgü paketi gönderiliyor.

Bkz: 10 Maddede Google Nasıl Yönetiliyor?

Bu kitabın girişimcilerden en üst kademedeki yöneticilere kadar şirket yönetimi konusunda geniş bir perspektif sunduğunu pekala söyleyebiliriz. Kitapta karar alma, doğru iletişim, inovasyon ve büyük düşünmek konusunda çok önemli tavsiyeler bulmak da mümkün. Yaşanmış olaylar üzerinden yapılan anlatımlar da verilen mesajı içselleştirmenizi kolaylaştırıyor.

İyimser Bir Gelecek

Teknolojik devinimin geleceğine distopik değil, ‘Polyannacı’ gözle yaklaşan Schmidt ve Rosenberg’e göre hiçbir şirketin sonsuza kadar ayakta kalmayacak. Onlara göre bu kitabı (veya bu yazıyı) okuyan ‘üretken akıllar’dan birinin bile Google’ı bitirmesi olasılık dâhilinde. Yani Schmidt ve Rosenberg kendi sonunu bile makul görerek, Polyannacı olmanın hakkını veriyor.

Bkz: Google’ın Strateji Kontrol Listesi

Sözün özü, Google’ın bugün 500 milyar dolara yakın piyasa değerinde, tüm internet trafiğinin yüzde 82’sini çeken ve e-posta istemcisi 1 milyardan fazla kişi tarafından kullanılan bir şirket olduğu düşünürsek, Schmidt ve Rosenberg’in tavsiyelerine kulak asmamak için hiçbir neden yok.

Teknoloji dünyasında kuralların her gün yeni baştan yazıldığını, bir kurala veya yönteme bağlı kalanın değil, dinamik olarak kendini yeni şeylere uyduranın ayakta kalabileceğini de unutmamak gerekiyor.

Kitap hakkında söylenebilecek son şey, sanırım yöneticilerin bu kitabı çalışanlarından önce okuması gerektiğidir. Zira takip edilmediği takdirde çalışanların işyerine duyduğu sadakat gün geçtikçe azalıyor. Yöneticilerin çalışanlarının motivasyonunu ve şirketten ayrılma katsayısını hesaplayabilmesi gerekiyor. Aksi takdirde sağanak yağmur altında sırılsıklam olmak işten bile değil. Bakınız Google bile bu korkudan azâde değil…

Google Nasil Yonetiliyor Kitap Ozeti

Save to Google & Facebook

GoogleFacebook ve Google interneti içine çekmek konusunda birbiriyle yarışıyor. Bu rekabetin küçük ama önemli son göstergesi her iki şirketin de yerimi kaydetme konusundaki atakları oldu.

Facebook’un F8 Konferansı‘nda internet siteleri için Save to Facebook (Facebook’a kaydet) özelliğini tanıtmasının ardından Google da Chrome için resmi Save to Google (Google’a kaydet) eklentisini duyurdu.

Aslında Facebook içinde Save to Facebook özelliği mevcuttu fakat internet sitelerinde kullanılması bir ilk oldu ve bazı gayri resmi örnekler (bir, iki) çıkmaya başladı bile. Google ise Google Bookmarks gibi bir hizmetini farklı bir şekilde bizlere sunmuş oldu.

Her iki eklenti de şimdilik sadece bağlantı saklama işlevine sahip ama yakında bu alanda ciddi değişimler olacağını tahmin edebiliriz.

10 Maddede Google’ın Strateji Kontrol Listesi

google-nasil-yonetiliyor-kitabiDaha önce Google Nasıl Yönetiliyor? adlı kitaptan bahsetmiştim. Kitapta altını çizdiğim çok yer var ve dönüp bir daha okuyabilirim ama kitaptaki ‘Strateji Kontrol Listesi’ni burada paylaşmak hızlıca istedim.

Altını çizmek gerekirse bu stratejiler kitabın yazarları Eric Schmidt ve Jonathan Rosenberg’in deneyimlerine dayanıyor ve Google’ı bugünlere getiren stratejiler olduğu söylenebilir. En azından açıklanabilir olanlar. 🙂

Lafı gevelemeden hemen bu strateji tavsiyelerini sıralayayım;

  1. 5 yıl sonra ne olacağınızı düşünerek stratejinizi belirlemeye başlayın ve sonrada geriye doğru işe koyulun.
  2. Teknolojinin her geçen gün maliyet eğrilerini daha da aşağı çektiği üretim faktörlerini veya bir anda ortaya çıkabilecek platformları özenle değerlendirin.
  3. Günümüzde artık neredeyse kusursuz hale gelen bir pazar bilgisi ve çok çeşitli sermaye imkânları var. Tam da bu yüzden bir ürün veya platformla öne çıkmalısınız. Zamanınızın çoğunu o ürünü veya platformu daha iyi nasıl yapacağınıza ayırın.
  4. Gelecek 5 yıl içinde bir çok pazarda ‘rahatsız edici’ şirketler ve fırsatlar olacak. Bu rahatsız edici yeni çocuklar sizi nasıl etkileyecek?
  5. Rahatsız edici bir şirket ortaya çıkması durumunda eğer yerleşik şirketseniz rahatsız edici yeni girişimi satın alabilir, aynı platformu kurabilir veya görmezden gelebilirsiniz. İlk ikisini yapacak olursanız, o şirketin karşı koz olarak kullanabileceği seçenekleri ve teknik bilgiyi en az onlar kadar iyi bilmeniz gerekir.
  6.  Eğer rahatsız edici şirket sizseniz, yeni bir ürün icar etmeli ve işinizi merkeze o ürünü koyarak kurmalısınız. Yerleşik şirketlerin sizi durdurmak için kullanabileceği araçlara (iş ilişkileri, yönetmelikler, yasalar vs.) ve önünüze çıkaracakları engellere karşı hazırlıklı olmalısınız. Size yardımcı olmayı amaçlayan diğer oyuncuların rolünü de gözden kaçırmayın.
  7. Zorlu bir zaman çizelgesi oluşturup ulaşmak istediğiniz son noktayı net bir şekilde belirleyin. Büyüme çok önemlidir. İnternet çağında okuduğunuz tüm başarı hikayeleri, büyüdükçe daha iyi ve daha güçlü olan büyük platformları kapsar.
  8. Pazar araştırmalarını ve rekabet analizlerini kullanmayın. Slaytlar tartışmayı bitirir. Odadaki herkesin fikrini alın.
  9. Tekrarlama, stratejinin en önemli parçalarından biridir. Yine de bunlar her zaman çok ama çok hızlı ve öğrenmeye dayalı olmalıdır. Tüm büyük ve başarılı firmalar bir sorunu alışılmadık yollarla çözdüler, o çözümü hızla büyütüp yayılma için kullandılar ve başarıları büyük oranda ürünlerine bağlıydı.
  10. Yanınızda görmek istediğiniz insanları dikkatle seçin. Sadece uzun süredir sizinle birlikte olan veya en iyi okuldan mezun olup en iyi yüksek lisans derecelerini alan, titri en yüksek kişileri barındırmayın. Onların yanına bulabildiğiniz en iyi üretken akılları ve değişim yolunda size farklı bakış açısı sunabilecek insanları yanınıza alın.

Google Nasıl Yönetiliyor?

arka-kapak-sayi-6Son dönemin güzide kitap ve kültür dergisi Arka Kapak‘tan bir iki yazımda alıntı yapmıştım. Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu gibi isimlerle daha da güçlenen Arka Kapak’ın bu ayki sayısına nacizane ben de bir katkıda bulundum. Eric Schmidt ile Jonathan Rosenberg’in ‘Google Nasıl Yönetiliyor?‘ adlı kitabının bir değerlendirmesini yazdım.

Arka Kapak’ı Babil.com’dan veya gazete bayilerinden alabilir, Arkakapak.com adresinden bazı içerikleri gecikmeli de olsa takip edebilirsiniz.

Başlıktaki sorunun cevabını isteyenlerse aşağıdaki çok kısa özete göz atabilir;

  1. İşe alım konusunu ciddiye alın ve bu işe gerçekten zaman ayırın.
  2. Sadece üretken akılları (parlak zihinleri) işe alın.
  3. Üretken akılları kaybetmemek için elinizden geleni yapın.
  4. Gözden kaçan çürük elmaları, sahtekarları gönderin.
  5. Üretken akıllıları yönetmeye çalışmak yerine onlara özgürlük ve rahatlık sunun.
  6. Pazar araştırmalarına değil, teknik bilgiye güvenin.
  7. Verilere dayanarak karar verin.
  8. Sabırlı olun, bilgilenin ve alternatif oluşturun.
  9. Geleceğe hazırlıklı olun, hiçbir şirket sonsuza kadar kazanmaya devam edemez. Evet, Google dahil.
  10. Kötülük yapmayın(!).

 

Gelişmiş Ülke Nasıl Olunur?

Gelişmişlik Ölçütleri

“Dünya istatistiklerinin uygun bir şekilde hazırlanıp kullanıma sunulmuyor. Bu yüzden, hali hazırda gelişmekte olan ve endüstrileşmiş ülkelerin eski kafa yapısına sahibiz, ki bu yanlıştır.”

Bu sözlerle başlıyor Hans Rosling’in TED konuşması ve yukarıdaki tabloyla bitiyor. Sunumun önceki bölümlerini izlemeyi size bırakıyorum ama bu son sayfaya değinmeden geçmek istemedim.

Rosling’in ortaya koyduğu bu anlam/amaç tablosu küresel çerçevede gelişmiş ve gelişmekte olan ülke sınıflandırmasına yeniden bakmamızı sağlayacak cinsten. Ekonomik büyümenin her gün amaç olarak önümüzde sunulduğu bir dünyada Hans Rosling aslında işin öyle olmadığını söylüyor. Kültür ve insan haklarının gelişmişliği yerine ekonomik büyüme hedefleri pohpohlanıyor. Bu da ‘toplumsal astigmat’a (şimdi uydurdum) yani gerçekleri bulanık olarak görmemize neden oluyor.

Elbette ekonomik büyüme diğer hedefleri etkileyen en önemli ölçüt sayılabilir ancak bu noktada yine oransal bir değerleme yapmak gerektiğini unutmamak lazım. Sunumu izlediğinizde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yoksulluk üzerine ne durumda olduğunu daha iyi görecek ve ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız.

İlk fırsatta Gosling’in tüm sunumlarını izlemeyi istiyor ve size de tavsiye ediyorum ki Goslin, kurucusu olduğu Gapminder‘ın Trendalyzer ürününü 2007 yılında Google’a satmayı başarmış(?). Google’ın Public Data Explorer ürünü de bu sayede ortaya çıkmış.

Bu arada 2011’de Türkiye’ye gelen Gosling, doğru adımlar atılması halinde ülkemizin altın yılını 2030’da yaşayacağını dile getirmiş.

Google’da Arama Yapmak

Bugün Google’da arama yapmak, sorduğunuz her soruya bir cevabı olan aç, çaresiz ve işgüzar satıcılardan oluşan kalabalık bir bit pazarında soru sormaya benziyor.

İsmail Hakkı Polat‘ın aşağıdaki iletisi, eski bir yazımda paylaştığım bu sözü aklıma getirdi. Buraya da kayıt düşmek istedim. Sanırım 2011’de Businessweek dergisinde rastlamıştım bu söze.

Dipnot: Marco Arment, Instapaper‘ın kurucusudur.

Copyright © 2021 Fırat Demirel

Temanın tasarımcısı: Anders NorenUp ↑