TekhneTalks: Teknoloji ve Gelecek Üzerine Sıradışı Konuşmalar

Türkiye’de teknolojiyi ve felsefeyi iyi seviyede konuşabileceğiniz şirket sayısı sanırım çok azdır. Bunlardan biri olan Tekhnelogos‘u askerden dönünce tanıdım. Şirketin kurucuları Selami & Mehmed Ali Çalışkan, makine mühendisliği lisasının üzerine felsefe doktorası yapan iki kardeş ve bu birikimlerini topluma faydalı ve sıradışı işler yapmak için kullanıyorlar. (Bkz: Cezeri.com)

TekhneTalks da Tekhnelogos’un kendi rengini kattığı işlerden biri. Benim de bir parçası olduğum bu etkinlik, her ayın ortasında teknoloji, bilim, kültür ve sanat üzerine konuşmak isteyen davetlileri bir araya getiriyor. Bir ana konuşmacımız ve onun irdelediği konu etrafında dönen soru-cevaplarla zihnimizi genişletiyoruz. Misafirlerimizi de değerli Tekhnelogos ekibinin ev sahipliğinde, Teknologos ofisinde ağırlıyoruz.

Ocak ayındaki ilk etkinliğimizin konuğu okuyup araştırmasına imrendiğim nadir kişilerden Serdar Kuzuloğlu idi. Teknolojik dönüşümün seyrini mitolojik dönemden günümüze kadar dinleyip geleceğe dönük soru-cevaplarla zihnimizi şenlendirdik.

Maalesef etkinlik kaydını paylaşamıyoruz ama güzel bir kitlenin 3-4 saat takip ettiği, katılım gösterdiği keyifli bir sohbet oldu. Neler olup bittiğini görmek için buradaki fotoğraflara ve şu kısa videoya göz atabilirsiniz.

Bir sonraki etkinliğimizin 19 Şubat akşamında olacağını şimdiden söyleyeyim. Kısıtlı yerimiz olduğu için aşağıya e-postanızı bırakarak ilk haber alanlardan olmanızı tavsiye ederim. İlk toplantıda bir çok kişiyi bu nedenle ağırlayamadık. Görüşmek dileğiyle. 😉

 

TekhneTalks ne konuşuyor? 

  • Teknoloji konuşuyoruz; çünkü insanoğlu tarih boyunca yeryüzünde kendi dünyasını inşa etmek için çalıştı. Şimdi bu çabası teknoloji ve mühendislikle devam ediyor. İnsanoğlu yeni bir dünya inşa ediyor. Bu dünyanın daha adil, daha güzel ve yeryüzü ile daha uyumlu olması için ne yapmamız gerekiyor?
  • Bilim konuşuyoruz; çünkü etkili bir teknoloji için güçlü bir bilimsel zemine ihtiyacımız var. Teknoloji ürettiğimiz kadar da bilim üretmemiz gerekiyor. Bilim ilgi alanımıza sadece teknolojiyle olan bağıyla girmiyor, bilim biz mühendisler için doğa ve evreni anlama yolunda önemli bir düşünsel alan.
  • Kültür konuşuyoruz; çünkü toplumda ekonomik ilerleme de dahil tüm gelişmelerin ancak kültürel bir zenginlikte mümkün olduğunu biliyoruz. Kültür, ekonomik imkanlara bağlı gibi gözükse de biz, ekonominin öncelikle kültürün bir çıktısı olduğuna inanıyoruz.
  • Sanat Konuşuyoruz; çünkü sanat yeryüzünde dünya kuran en yüksek faaliyet alanı ve mühendisliğimiz, ilhamını doğrudan sanattan alıyor. Geçmişin büyük dahi mühendisleri gibi, insanı en iyi sanatın anladığına inanıyor ve insana ilişkin tüm faaliyetlerimizi sanatla iç içe yürütmemiz gerektiğini biliyoruz.

Teknelogos Hakkında: 1999 yılında İstanbul’da kurulan Tekhnelogos, 20 yılı aşkın süredir kökeninde yüksek teknoloji ve yenilik barındıran, büyük konvansiyonel problemleri dijital platformlarda akıllı çözümlere kavuşturan uzman sistemler geliştiriyor. Yapay zekâ temelli çözümler geliştiren Tekhnelogos, müşteri ihtiyaçlarına göre esneyebilen ve özelleştirilebilen ürünler tasarlıyor. Standartlaşan e-devlet ve e-iş konseptlerini dijital ortamda büyük bir kavramsal omurgada üzerinde taşıyarak geleceğe yürüyor.

2020: Babamdan Sonraki İlk Yıl

Kuş ölür, sen uçuşu hatırla… / Babamla sıradan bir Cerrahpaşa yolculuğu / Ocak 2016

“Hepimiz her gün ölüme yaklaşıyoruz, galiba babam biraz daha hızlı…”

Geçen yaz bir arkadaşa yukarıdaki satırları yazmıştım. O hızlı yolculuk 4 Aralık’ta, babamın Hakk’ın rahmetine kavuşmasıyla son buldu* ve 2019 yılı benim için biraz erken kapanıp farklı bir zaman diliminin, Babamdan Sonraki (BS) dönemin başlangıcı oldu.

Hayatımda yazmayı en çok düşündüğüm konu buydu. Ama yaşayacaklarımı ve yazacaklarımı yüzlerce kez düşünmüş olmama rağmen bir şeyler yaz(a)madım. Çünkü insanın kendini ve sevdiklerini tanımlaması, hele de ölümün trajedisini yazması çok zor. Bazı konularda insanın sadece boğazı değil, parmakları da düğümleniyor…

Babam elbette mükemmel değildi. Ama gördüğüm en dürüst, çıkarsız yaşayan insanlardan biriydi ve benim iyi bir insan olma gayretimdeki en büyük paya sahip iki kişiden biri oldu. Tabir-i caizse gayri resmi bir dervişti. Dolayısıyla onu mutlu etmek hayatta en çok istediğim şeylerden biriydi. Ama hayatın türlü cilveleri nedeniyle hayatlarımızın en güzel zamanlarını kesiştiremedik.

Biraz ketumdu, dolayısıyla içine çok şey attığına adım gibi eminim. Bana içini dökmesi için gençliğimi feda ederdim ama pek mümkün olmadı…

Kaderde bunu yazmak da varmış.  / Aralık 2019

Bu yazıyı duygusal takılmak için değil, sadece tarihe bir iz bırakmak için yazıyorum. Benden daha genç yaşta babasını kaybeden bir çok tanıdığım ve tanımadığım (misal Rabah) kişi varken duygusal şeyler yazmaya da pek hakkım olmadığını çok düşündüm/düşünüyorum… 

Elbette gözyaşlarım tükenmiş değil ama hayat madalyonunun diğer yüzüne de inandığım için payıma düşen sabır ve şükürle geleceğe bakıyorum. Mezarlığın yanıbaşındaki evlerde büyüdüm, dolayısıyla herkesin bir gün Mercedes’e bineceğini biliyordum, babam için 34 NL 1218 plakalısı geldi. Geriye yine düştüğü yeri yakan ateşin dansı kaldı..

Yeni Yıl Hedefleri?


BS.1’in yani 2020’nin neler getireceğini hiç bilmiyorum ama ‘Babamı gömdüm, geliyorum.’ başlıklı bedensiz bir şiirim var. 15 yıl sonra bu defa yanımda babam olmadan İstanbul’a geleceğim ve yeni hedeflerim olacak. Daha cesur bir şekilde hayatı anlamaya ve mücadeleye devam edeceğim.

Yazmak; yine beni dinlendiren, hizaya sokan, güçlendiren liman, delirmekten kurtaran sığınak . Ve umarım babamla yeniden karşılaştığımda,onu gururlandıracak işler yapmış olacağım…

Hoşçakal 2019, hoşgeldin BS1.

Kendi babasını 27 yaşında kaybeden babamın en sevdiği parça(lardan biri) Fatih Kısaparmak’tan Bu Adam Benim Babam idi. Şimdi onu daha iyi hatırlıyorum ve biliyorum, roller değişmeye devam edecek ve hayat yenileyecek kendini…

“Onur verdin bana
Dünyaya ve uyanışıma
Beklentiler an gelir gerçek olurlar
Biliyorum hayat yeniler kendini” 

*Daha rasyonel bir açıklama gerekirse; babam (66) 2014’te geç(?) teşhis edilen prostat kanserinin ilerlemesi ve araya giren diğer sebepler (enfeksiyon, organ yetmezliği vs.) neticesinde aramızdan ayrıldı. Özellikle 2019 yılının ikinci yarısı bizim için zor geçmişti ve uzun süredir işleri ikinci plana atmıştım. Hastalık/hastane süreçleri hakkında faydalı olabilecek tecrübeleri bir ara yazmaya çalışacağım ama siz şimdiden zamanın, kendinizin ve sevdiklerinizin kıymetini bilin. Yarın çok geç olabilir.

 

Kars’ta Yolunu Kaybeden Polonyalı İK’cı

Dün bizim kapının önünde rastladım Dominik‘e. Sırt çantasıyla ve kısa şortuyla bir gezgin olduğu belliydi. Bir arayışta olduğunu anladım ama hemen gelip konuya girmedi. Doğal olarak biraz çekingendi.

Ama ben delilerle, çocuklarla ve turistlerle konuşmaya fırsat kollarım. Çıkarsız ve önyargısızdırlar. Ayağıma gelen bu şansı da kaçırmak istemedim. Gülümseyip muhabbeti araladım. İngilizce bildiğimi öğrenince çok sevindi. ‘Otostopla geziyorum, Iğdır’a gideceğim’ dedi. Ya gel biraz dinlen yine gidersin, dedim.

Dominik’i aldık dış kapıdan içeri. Bir şeyler ikram ettik. Konuşmaya başladık.

Dominik’in Instagram hikâyesinden ekran görüntüsü aldım.

İnsan kaynakları üzerine çalışırken istifa edip yola çıkmış. Otostopla geziyor. Arkadaşları bizim buraları tehlikeli buluyormuş ama ‘Ben öyle olmadığını göstermek istedim’ dedi Dominik. Elindeki mesaj da bunu gösteriyor zaten. Hem şaşırdım hem takdir ettim.

Dominik İngilizce bilmeyen kişilere bu yazıyı gösteriyormuş.

Abimin dediğine göre günde 2 avroya geçinebiliyormuş Dominik. Bulursa bir yerde konaklıyor, olmazsa çadırını kuruyor. Instagram hesabından da macerasını paylaşıyor. Polonyalı merkezli bir site üzerinden finansal destek de topluyorum dedi. O sırada ben de Patreon’dan, Ko-Fi’den falan bahsettim, Stripe’ı bilmediğini farkettim. Bu arada internetime bağlandı, Instagram’da bir iki paylaşım yaptı. Ben de yukarıdaki fotoğraf çektim. Dayım ‘Fazla gecikmesin’ deyince Dominik’i gideceği taraf bırakalım dedik abimle.

Çıkında bizim evin hemen yanındaki çeşmeden su doldurdum Dominik’in pet şişesine. Kendisi gelirken doldurmamış, içilebilir olduğundan emin olmadığı için. Suyu da alınca Dominik’i otoyola (Digor yolu) çıkardık arabayla. Askerlikten bu yana otostop çekmemiştim. Dominik için elimi kaldırdım ve nedense daha özgüvenliydim. En sonunda bir araç durdu. Araca gittim, konuyu anlattım. ‘Iğdır’a gidiyorum, tamam, gelsin.’ dedi. Bindirdik gönderdik Dominik’i Iğdır’a.

Biz otostop çekerken Dominik de Instagram’a hikaye atıyordu.

Akşamüstü Dominik’in hikâyelerine baktım, çok şükür Iğdır’a sağ salim varmış. Oradan Doğu Beyazıt’a ve İran’a gideceğini söylemişti. “Net bir ajandam yok diyor. Ne zaman memleketine döneceği belirsiz.” demişti. Biz dünyaya deli gibi tutunurken, onun bu derviş meşrepliği yine aklımı kurcaladı..

N’olur n’olmaz diye numaraları da değiştik Dominik ile. Şimdi Instagram’dan takip ediyorum kendisini. Siz de takip edip bir gezginin macerasına şahit olabilirsiniz. 😉

Dipnot1: Üniversitedeyken öğrenci evimize Suriye taraflarına giden Praglı gençler gelmişti. Akşam üstü konuşmuştuk işi gücü, aileyi bırakıp dünyayı gezme meselesini. O zamanlar Instagram falan da yoktu. Sabah evdeki bir kartpostala kısa bir mesaj yazıp bırakmışlardı. (Instagram’daki ilk fotoğraflarımda var.) Dominik ile işin felsefesine girmedim ama o da ayrılırken bastırdığı teşekkür etiketini verdi. Polonya’nın Stickker.net‘inden bastırmış olabilir. Polonya hakkında Türkçe bilgi hazinesi Polonyadan.com‘u da paylaşmadan geçmeyeyim.

Dipnot2: Lisedeyken (1999-2000) yine bir Japon turisti gezdirmiştik Kars’ta. Kazuko Kikuchi, onun hikayesini de yazarım belki. O güne kadar sağlıcakla kalın. 🙂

Lead Yakalamak veya Yakalayamamak. İşte Bütün Mesele Bu.

Bu yazı ilk olarak Girisimler.net’te yayınlanmıştır.

Bugün size mükemmel bir üründen bahsedeceğim; canlı sohbet botu Continually. Biraz önce büyük bir indirimle satın aldım, kurdum ve hemen yazmak istedim.

Nedir?

Continually, sitenize canlı sohbet botu ekleyen bir araç. Amacı sitenize gelen ziyaretçilerle hızlı temas kurmanızı sağlamak ve müşteri/abone/üye kazanımınızı artırmak. Yani ziyaretçileri mutlu etmek ve ‘lead’ yakalamak. Şu anda sağ alt köşede gördüğünüz şey.

Nasıl Çalışır?

Normalde canlı iletişim için bilgisayar başında ve yönetim panelinde olmanız gerekir ama Continually hazır şablonlar üzerinden süper bir otomasyon sunuyor. Siz soru ve tekliflerinizi hazırlıyorsunuz, gerisini Continually hallediyor. Yani siz uyurken de çalışıyor.

Örneğin ben e-posta abone sayımı arttırmak için küçük bir teklif sundum ama bir çok bot yapabilirim. Randevu vermek, fiyat bilgisi sunmak, sıkça sorulan soruları yanıtlamak vs…

Gelir Modeli / Ücretlendirme?

Continually, SaaS modeliyle çalışan bir girişim. 1000 sayfa görüntülemeye kadar ücretsiz ve markalı olarak kullanmak mümkün. Daha fazlası için yıllık ödemeyle 135$/ay ödemeniz gerekiyor.

Ama Appsumo kampanyasıyla ömür boyu kullanım hakkı sadece 49$.

Açıkçası şimdiye kadar Appsumo’dan birçok ürün aldım, bazılarını iade ettim (60 gün koşulsuz iade hakkınız var) ama ilk kez bir koddan 2 tane satın aldım. Çünkü en geç 3 ay içinde GirişimlerNet’i aylık 50 bin sayfa görüntülemenin üzerine çıkarmayı hedefliyorum. Bir ay olmadan 11 bini geçti bile.

Continually’nin özelliklerini ve arayüzü anlatmaya gerçekten burası yetmiyor. Şu anda girip kurcamalak için can atıyorum. Kayıt sayfasındaki sadelik bile ‘tamam, budur’ dedirtiyor. Slack, Zapier, Mailchimp entegrasyonları var, çok hızlı ve tasarımı çok temiz. Mobil uygulama desteği yok ama çok gerek de yok ve gelecek sürümlerde ekleyebilirler.

İddia ediyorum, Türkiye’deki her girişim bu vb. araçları kullansa başarı oranımız en az %10 artar. Çünkü bu araçlar sadece ‘lead’ yakalamayı değil, kullanıcıları dinlemenizi sağlıyor. Sitenize en azından ücretsiz bir şey kurun derim ama Continually’nin fırsatını kaçırırsanız üzülme olasılığınız yüksek. Buyrun kendiniz inceleyin, bana da dua edersiniz. 🙂

GirişimlerNet’ten Yeni Bir Merhaba.

Hatırlarsanız uzun zaman önce girişim incelemelerimi paylaştığım Günün Girişimi diye bir e-posta grubu kurmuştum. Çeşitli sebepler yüzünden inişli çıkışlı bir seyir izledi ama takipçi sayısı da zamanla arttı. Son ara verişimden sonra biraz çalıştım ve hem yeni girişimleri takip edip yazmayı sevdiğim için hem de gelen talepleri karşılamak için Girisimler.net’i yayına almaya karar verdim.

Amacım, Geleceği Görenler‘de bahsettiğim gibi Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin nitelikli gelişimine biraz daha katkı sağlamak ve ekosistemin kalıcı bir hafızasını oluşturmak.

İçinde Neler Var?

GirişimlerNet, tıpkı eposta grubunda olduğu gibi her gün yeni bir girişim tanıtımını sabah 8:00‘de eposta abonelerine gönderecek. (Sadece haftaiçi.)

Her tanıtım sayfasında kısa bir açıklama ve bir tarihçe (zaman tüneli) olacak. Böylece her girişimin hikâyesini tek bakışta görebileceksiniz.

Aslında sadece girişimler değil, ekosistemin tüm paydaşları onlarca farklı kategori altında kendi sayfasını oluşturabilecek ama anasayfada ve eposta grubunda girişimler ön planda olacak. (Hemen hikâyenizi ekleyebilirsiniz.)

GirişimlerNet’te Kitapi’nin zaman tünelinden bir kesit

Her tanıtım sayfasında kısa bir açıklama ve bir tarihçe (zaman tüneli) olacak. Böylece her girişimin hikâyesini tek bakışta görebileceksiniz. Aslında sadece girişimler değil, ekosistemin tüm paydaşları onlarca farklı kategori altında kendi sayfasını oluşturabilecek ama anasayfada ve eposta grubunda girişimler ön planda olacak. (Hemen hikâyenizi ekleyebilirsiniz.)

Webrazzi veya Egirişim gibi günlük sıcak haber yayını yapmayacağımı da peşinen söyleyeyim. Sadece girişimciliğe dair yazılarımı GirişimlerNet’e kaydırmayı düşünüyorum. Yukarıda da dediğim gibi asıl amacım kalıcı, kaynak niteliğinde sayfalara odaklanmak.

GirişimlerNet’e Nasıl Destek Olursunuz?

Bu işi halen gönüllü olarak yapıyorum ama zaman maliyeti inkâr edilemez. Sunucu (hostgator), eposta (mailerlite) ve Jetpack Premium masraflarını saymıyorum bile.

Dolayısıyla hem zaman maliyetini azaltmak hem de motivasyon olması için Patreon’da destek sayfası açtım. Sadece 1$/ay ödeyerek eposta grubunun ve sitenin ayakta kalmasına destek olabilirsiniz.

İsteyen daha fazla ödeyebilir ama öğrencilerin bile düşünmeden destek olabilmesini istedim. Zaten 1 dolardan da kesintiler olacak, bana ne kalacağını bilmiyorum bile… Destek olanlarla Patreon grubunda fikir alışveriş yapmak istiyorum ve destekçi isimlerine Teşekkür sayfasında yer veriyorum ve Twitter hesabından duyuruyorum.

GirişimlerNet’e içerik eklemeniz (kişisel sayfanızı bile eklebilirsiniz), paylaşım yapmanız ve yorum paylaşmanız da beni pekâla memnun edecektir. Şimdiden çok teşekkürler.

Daha fazla detay için Kategoriler ve Özelllikler yazılarıma göz atabilirsiniz.

*Hala bilmeyenler için Eylül 2018’de Webrazzi’den tamamen ayrıldığımı paylaşayım. Şu anda serbest yazar/danışman olarak çalışıyorum ve yüksek lisans tezimi bitirmeye çalışıyorum. Bkz: firatdemirel.com

Geleceği Görenler E-kitap ve Geri Bildirimleriniz

ArıKovanı destekçilerime yazdığım e-postayı güncelleyerek sizlerle de paylaşmak istedim.

Geleceği Görenler hakkında son durum şöyle;

1) Ekitap formatını nihayet Calibro desteğiyle yayına hazırlıyoruz. Sizlerden ricam kitapta gördüğünüz imla/anlatım hatalarını bana bildirmeniz.

2) Basılı kitaplar neredeyse tüm destekçilere ulaştı. Ulaştırmadığım birkaç kişiyle iletişim halindeyim. İade olanlara tekrar yazdım, gönderdim vs. Eğer kitabınızın ulaşmadıysa bana yazabilirsiniz.

3) Bana çok güzel mesajlar geliyor ama kitap satış sitelerinde ve ekşi sözlük’te maalesef çok az yorum var. Goodreads okurları biraz aktif. Özetle kitabı okuduysanız, kitap satış sitelerinde vb. kanallarda samimi yorumlarınızı paylaşırsanız çok sevinirim. 🙂 Potansiyel okurlara yol gösterici olacaktır.

4) İkinci kitap hazırlığı şu anda yok ama ‘Şöyle yaparsan iyi olur’ dediğiniz önerileri beklerim.

5) BİP kanalını kaç kişi bekliyor bilmiyorum ama onu da yakında çözmeye çalışacağım.

Dipnot: Bugün Günün Girişimi’ni yeniden başlattım. Girişiminizi tanıtmak isterseniz sitedeki formu doldurabilirsiniz.

Her Yeni Yılda Yeni Hedefler Koymalı mıyız?

Yeni yıl elbette yeni hedefler koymak için gerekli bir şart değil. Fakat kendimi yenilemek için bunu bahane etmemde hiç bir sakınca görmüyorum. Eğer her şeye bir bahane buluyorsam, yılbaşını da kendimi yenilemek için bir bahane sayabilirim. Hani diyoruz ya “İnsan yapmadıklarından pişman olur.” diye, ben de “Keşke bu sene yeni hedefler koysaydım” dememek için yeniden kolları sıvadım.

Hatırlayanlar vardır, ilk kez 2015’te kendime yeni yıl hedeflerimi yazmıştım. Askerlik sonrası ilk yılbaşıydı ve askerde zaman kavramını daha iyi idrak etmiştim. Kendi bedenine ve zihnine hükmetmek aynı sürede daha fazla güzel şey yapıp hayatı daha iyi organize etmeyi sağlıyor. Dolayısıyla zaman da genişlemiş oluyor. Buna öz disiplin denilebilir ve kabul ediyorum ki öz disiplinli olmak epey zor. Ama Geleceği Görenler’in sonunda yazdığım gibi, önemli olan daha güzelini/iyisini yapmak için mücadele etmek. Ne kadar doğru öngörüler yapsak da zafer/sonuç daima muallak kalacak. Mücadele/yolculuk ise dipdiri karşımızda. Bundan acı mı keyif mi alacağımız ne amaçla çalıştığımıza bağlı.

Sözün özü; takvimlerin 2018’den 2019’a geçişini bahane ediyor ve bu yıla şahane(!) hedeflerle merhaba diyorum. Bu yazı da yeni hedeflerin bir parçası, daha fazlasını yavaş yavaş yazmaya çalışacağım.

Bu yıl küçük ama sürekli eylemlerin gücüne daha fazla güvenmek ve kendimi eğitmeye daha fazla vakit ayırmak istiyorum. Başarılı olursam ne ala, olamazsam yeni bir bahaneyle yeniden başlarım…

“Her dem yeniden doğarız bizden kim usanası…” — Yunus

Dipnot: Aslında Aralık 2018’de 1 aylık hedefler koymuş ve bugüne hazırlanmıştım ama Evernote’un blogundaki şu yazıyı okumasam erteleme hastalığına yenik düşebilirdim. Siz de yeni bir şeylere başlamak istiyorsanız geç kalmış sayılmazsınız. Ertelemeyin, okuyun & harekete geçin. 😉

Dofo.com Alan Adı Arama Servisi İle Tanışın

Türkiye’de geliştirilen alan adı arama servisi Dofo.com‘u Webrazzi’de veya diğer kaynaklarda görmüş olabilirsiniz. Dofo, dünya çapında kayıtlı milyonlarca alan adı bilgisini sürekli olarak işleyen bir büyük veri girişimi. Bu alanda tecrübeli kişiler tarafından ciddi bir emek ile geliştiriliyor.

Hem kayıtlı alan adları içinde hem de kaydetmek istediğiniz alan adları için Dofo.com’u kullanabilirsiniz. Domaintools gibi servislerde ücret karşılığında ulaşabileceğiniz bazı bilgilere de Dofo ile ücretsiz erişmeniz mümkün. Sunduğu bilgiler tamamen ücretsiz, hızlı ve hepsi bir arada.

Benim de küçük bir parçası olduğum Dofo’yu az önce ProductHunt’ta yayınladık. Oy verir ve yorum yaparsanız çok memnun olurum. 😉

40 Günlük Meydan Okumamın Sonuçları ve Yeni Hedefim

Yaklaşık 50 gün önce kendime meydan okumuş ve her gün en az 750 kelime yazma hedefi koymuştum. Kısa süre önce 40 günlük seriyi tamamladım. Hemen rakamlardan bahsedip ardından sürece dair yorumlarımı ve yeni hedefimi paylaşmak istiyorum.

Zinciri kırdım mı?

Hayır. Haftasonları dahil her gün en az 750 kelime yazdım.

Kaç kelime yazdım?

Toplamda 37.434 kelime, her gün ortalama 936 kelime yazdım. Bazı günler tam 750’de durdum, bazen 2000 kelime yazdım. (Kelime başına ortalama 7 karakter dersek 250 binden fazla karakter. Sanırım yıllardır sürekli yazmaktan parmaklarım inceliyor…)

Süreç nasıl geçti?

Belki ilk kez her günün bu kadar özel olduğunu hissettim. Askerde bile günleri böyle saymamıştım. Hedefimi yerine getirmek konusunda biraz takıntılı olduğum için (Çin astrolojisine göre öküz burcuyum) gece 12’den sonra klavye başına oturduğum, gözlerimden uyku aktığı çok oldu. Hedefimi tamamlamak için gece 3’te, 4’te ve hatta 6’da uyumaya gittiğim oldu. Uyumak elbette güzel ama hedefini gerçekleştirmek daha güzel. Yaptığımdan pişman değilim.

“Seks güzel ama rap daha da bir hoştur.” – Ceza

Diğer yandan uyku düzeni bozulunca her şey bozuluyor. Vücut kendini yenileyemiyor vs. Yeni yılın başındaki kurduğum oyunlaştırmalı alışkanlık takvimi de bu yüzden yalan oldu. Webrazzi’ye dışardan destek olmaya başladığımdan beri sanırım ilk defa bu kadar az içerik ürettim. Bloguma yazı yazacağımı söylemiştim ara başaramadım. Yazdığım tek yazıyı son halini vermediğim için yayınlayamadım.

Yazmaya devam mı?

İki hafta önce bu yazıyı yazarken günlük hedefimi 1000 kelimeye çıkarmış ve haftalık 7000 kelimeyi tamamlamaya karar vermiştim. Eğer 5 gün içinde 7000 kelimeyi geçersem haftasonları yazmayacaktım. Bu bir meydan okuma değildi ve şunları yazmıştım;

Hedefimi bu şekilde esnetmemin nedeni kendimi haftalığında daha verimli çalışmaya sevketmek ve uykumu düzene sokmak. Her pazar muhasebemi yapacağım ve eğer başarırsam bu beni mutlu edecek. Dediğim gibi yazmak benim için özel bir yere sahip ve bu yeni hedefi bir meydan okuma olarak yapmayacağım. Artık belli bir disiplin oluşturdum diyebilirim. Eğer işler yolunda gitmezse oturup yeniden değerlendireceğim.

Önceki hafta 7200, geçen hafta bazı sebepler nedeniyle 2650 kelime yazabildim. Kitabımı en kısa sürede bitirmek için haftada en az 7000 kelime yazmak için çabalamaya devam edeceğim.

Yeni bir meydan okuma var mı?

Yeni 40 günlük meydan okumam her gün 25 dakika kitap okumak. Yani 1 pomodoro kadar. İkinci kitap okuma pomodoromu da düzenli hale getirmek istiyorum. Küçük görünebilir ama az da olsa istikrarlı olmak gerçekten daha faydalı. Önemli olan sürdürebilebilir en düşük hedefi belirleyebilmek.

Ölene dek yazabilmek ve okuyabilmek dileğiyle… 😉

Yukarıdaki e-posta aracını kullanmak için tıklayın.

Copyright © 2021 Fırat Demirel

Theme by Anders NorenUp ↑