Yazarın Dikotomi Paradoksu

Haftasonu Engin Koca‘nın Bilim Devrimi ve Felsefesi dersini dinlerken konu ‘dikotomi paradoksu’na geldi. Biraz önce de yine bir yazı üzerinde bir kaç düzenleme yapınca bu iki şeyi birbirine bağlamış bulundum.

Wikipedia, dikotomi paradoksunu için şöyle açıklıyor;

A kişisinin d noktasına gitmesi gerektiğini hayal edelim. Fakat d’ye gitmeden, önce d’ye olan mesafenin yarısını gitmek zorundadır. Fakat d’ye olan mesafenin yarısını gitmeden önce bu mesafenin çeyreğini gitmesi gerektir. Daha sonra çeyreği gidebilmek için sekizde birini gitmesi gerekmektedir; bu böyle devam eder. Sonuç olarak A kişisinin sonsuz sayıda mesafe gitmesi gerekir. (Yani hedefine ulaşamaz)

Şimdi bunu bir yazarın kusursuz metin hedefine ulaşma isteği için yazalım;

Bir yazıyı kusursuz şekilde düzeltmek istediğimizi hayal edelim. Fakat yarısını düzeltmeden önce onun yarısını düzeltmek gerekir. Sonra onun yarısını, sonra onun yarısını… Bu böyle devam eder. Yani bir metin asla kusursuz hale getirilemez.

Gramer ve imla hataları elbette tam olarak düzeltilebilir ancak her yazının, akıcılık ve aktarılmak istenen anlam bakımından sürekli güncellenebileceğini düşünüyorum. O nedenle eski yazılarımı da okudukça düzeltmeden edemiyorum.

Eğer daha önce okumadıysanız Ernest Hemingway’in Yazarlara Tavsiyeleri‘ni okumanızı tavsiye edeyim ve Hemingway’in bir sözüyle kapatayım;

Yazmak asla yapılabileceği kadar iyi yapılamayan bir şeydir. Sürekli bir meydan okumadır ve hayatımda yaptığım her şeyden daha zor. Bu yüzden yapıyorum ve iyi yapınca mutlu oluyorum.

* Bilim Devrimi ve Felsefesi dersini Hikmet Okulu‘nun ikinci yılı kapsamında alıyorum. Bkz: Önceki dersten bir fotoğraf.


Also published on Medium.

Bir Cevap Yazın