Uyumadan Önce Telefonla Oynamanın Bedeli

uyumak

Dünkü yazımda bizi bekleyen nörolojik salgından bahsederken, elektromanyetik dalgaların etkisinden hiç bahsetmediğimizi farketmişsinizdir. Şu anda 65 yaş üzerindeki nüfusun bizim kadar elektronik aygıtlarla içiçe yaşamadığı düşünülürse, bizim neslimizin tahmin edilenden daha büyük bir nörolojik tehdit altında olduğunu tahmin edebiliriz. Bunu da küçük bir araştırma üzerinden delillendirebiliriz.

Söz konusu araştırma 850 Flaman vatandaş arasında yapılmış. Gece ışığı kapattıktan sonra telefonuyla oynayan (mecazen) kişiler daha kalitesiz bir uyku, uykusuzluk (insomnia) ve bitkinlik sendromlarıyla karşılaşmış. Bu araştırmada uyku bozukluğuna neden olan şeyin telefon olup olmadığından kesin olarak bahsedilmiyor ama bilinen önemli bir şey var.

Yapılan araştırmalar mavi ve beyaz ışık yayın cihazlara bakmanın melatonin hormonu salgılanmasını azalttığını gösteriyor. Peki melatonin nedir?

Melatonin epifiz bezinin pineolasit adı verilen hücrelerinden salgılanır. Pineolasit hücreleri ışığa duyarlıdır. Elektromanyetik dalga yoğunluğu arttıkça melatonin salgılanması azalır. Melatonin, kişiden kişiye değişse de yaklaşık olarak 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur. Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır.

Bunun haricinde melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Bu nedenle lösemi ve diğer kansere yakalananların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları istenmektedir. Yapılan son araştırmalara göre hormonun yaşlanmayı geciktirici etkisi de vardır. (wikipedia)

Dolayısıyla gece telefona baktıktan sonra uyumaya çalışmanın uykuyu olumsuz etkileyebileceği pekala anlaşılabiliyor. UCLA Tıp Fakültesinde psikiyatri doktoru olan Dan Siegel, bu foton yayılımının beynimize ‘Uyanık kal, şimdi uyuma zamanı değil!’ şeklinde sinyal gönderdiğini söylüyor.

Diğer bir araştırmaya göre ABD’de durum epey vahim, araştırmaya katılanların yüzde 71’i telefonundan ayrılamıyor. Şahsen ben de bu konuda muzdarip olduğum için bir ara telefona bakmadan uyumayı alışkanlık zincirime dahil etmeye çalışmıştım. Bu konuyu mütemadiyen düşündüğüm için dün gece ‘Nörolojik salgına hazır mıyız?’ sorumu yanıtlayan Merve Kara’ya da tam bu noktadan yanıt verdim. 🙂

Kendi adıma üzerime düşeni yaptığıma inanıyorum. Artık bu yazıyı yatarken okumak veya Arianna Huffington gibi yatak odanızı elektronik cihazlardan izole etmek sizin bileceğiniz iş. Hala ‘Uykusuzluk ile nöroloji arasında ne alaka var?’ diyorsanız, şizofrenik belirtilerin uyku ile ilişkisine göz atmanız sanırım ikna edici olacaktır.

Görsel Kaynak: Flickr


Also published on Medium.

Bir Cevap Yazın