Kendime ilk meydan okumam: Sosyal ağ uygulamalarına veda

2015’te yapmak istediklerimden biri de en büyük düşmanım olan ‘kendime’ meydan okumaktı. Bu ay başından beri yapmaya çalıştığım meydan okumayı nihayet yazıyorum.)

Öncelikle konuyu bilmeyenler için ‘kendine meydan okumanın tanımından bahsedelim. ‘Güçlü bir alışkanlığı belirli bir süre (1 hafta/1 ay) terketmek veya sürekli yapması zor olan bir aktiviteyi düzenli olarak yapmak.’ şeklinde tanımlanabilir, ben ise ‘tembelliğe ve zaman kaybına karşı bir direniş‘ olarak özetliyorum. Kısa veya uzun vadeli bir direniş. Bu yazdığım uzun vadeli.

Ne yapıyorum?

Sosyal ağların mobil uygulamalarına veda ediyorum. Facebook uygulamasını zaten kullanmıyordum. Instagram uygulamasını da bir yükleyip bir kaldırıyordum. Linkedin‘de kararsız kaldım ama onu da kaldırdım. Yine bir gün Twitter’a takılmışken, bu işe bir dur demek gerektiğine karar verdim ve en çok kullandığım Twitter uygulamasını da kaldırdım ve bunun bir meydan okuma olduğuna karar verdim.

Aslında Twitter’da az sayıda kişiyi takip etmeye çalışan ve bilgi bombardımanından kaçmaya çalışan biriyim. Son zamanlarda biraz fazla kişiyi takip edince (şu anda 354) bir çok kişiyi sessize aldım, herkesi sessize almayı bile düşündüm.

Çok önceleri kişisel paylaşımları ilgimi çekmeyen Serdar Kuzuloğlu’nun sadece blogunu takip etmek amacıyla @Mserdarkblog hesabını bile açmıştım. Twitter’ın ve Instagram’ın hayatımızdan ne kadar çaldığını gerçekten hayal bile edemeyiz. Sonuçta öğrendiğimiz de gereksiz tonlarca şey. Arada bazı iyi şeyler de çıkmıyor değil;

Amacın nedir kuzum?

Amacım mobile takılıp kalmaktan kendimi kurtarmak, ‘gereksiz taramaları kaçınmak’ ve o süre içinde daha faydalı bir şeyler yapmak. Pocket‘a attıklarımı okumak ve benim için esas olan e-posta, blog ve RSS üçlüsüne daha fazla vakit ayırmak istiyorum. Mobilden kopunca bilgisayarda da sosyal ağlara harcadığım vakti azaltacağımı umuyorum. Diğer blog yazılarına ilişkin fikrimi Twitter’da değil, o blogda yorum olarak paylaşmak istiyorum. (Bkz: Ne güzel yorumlardık eskiden.)

Her ne kadar çok etkisi altında kalmasam da, bildirim çılgınlığına (RIP Gigaom) da dur demiş oluyorum.

Tabii bir de bilgisayarı açmadığım her an hayata daha fazla vakit ayırmış oluyorum.

Ya bir şeye bakmak, ‘tweet’ atmak istersen? Ya bir şey kaçırırsan?

Bir elim Twitter’a uzanabilsin diye Hootsuite‘yi indirmiştim ama onu da kaldırdım. Buffer ile sosyal ağlara arada bir ileti göndermeyi sürdürüyorum.

FOMO‘dan muzdarip değillim artık.  Çok lazım olursa mobil tarayıcımdan (Firefox) girebilirim ama önemli bir şeyi kaçıracağımı sanmıyorum. Gerekirse Instagram’ı yükleyip kaldırabilirim ama elinizin altında bir uygulama olmayınca ilk anda paylaşmayı düşündüğünüz şeylerin aslında gereksiz olacağını anlıyorsunuz. Twitter için de bu böyle. Askerdeyken dünyanın bensiz de döndüğünü ve kaçırdıklarımın çok önemli olmadığını pekala gördüm.

Sosyal medya orucu yapmıyorum. Bir hafta bırakıp yine gelmek, spora bir hafta gidip bırakmak gibi bir şey. Bu yaptığımın işe yarayıp yaramadığını okumaya ve yazmaya ayırdığım sürenin değişimiyle ölçeceğim.

Buraya kadar okuduysanız, saygılarımı sunuyorum.

*Ahmet Alpat’ın meydan okumalarına bakınca görmüştüm, Matt Cutts’ın ‘30 days challanges‘ listesi almış yürümüş. Önümüzdeki dönemde faydalanmaya çalışacağım.

Kendime ilk meydan okumam: Sosyal ağ uygulamalarına veda için 8 yorum;

  1. En temizi mobil interneti kapatmak. mobil internet açık kalınca tarayıcıdan bir bakayım dönemi başlıyor. başarılar.

  2. Hastaya göre tedavi yöntemi değişebilir. Mobil uygulama gibi pratik olmadığı için tarayıcıyla pek uğraşmıyorum şahsen. 🙂

  3. Harika bir yazı Fırat. Meydan okumanda kolaylıklar diliyorum, Başarılı olacağına inanıyorum.

  4. Ben de bir nevi diyet yapıyorum. Arada sırada yaptığım tweet diyetime yaklaşık 40 gündür devam ediyorum. Bu sırada okumaya devam ediyorum ama kendimi yazmak zorunda olmadığıma ikna ettim. Bu yüzden de gerçekten yazmamın beni mutlu edeceği ana kadar yazmayı düşünmüyorum.

    İşten güçten zaman kaldıkça Pocket’a bakıyorum. Orada da çok şey biriktirmişim :/

  5. Genel olarak sosyal ağlar çok bir şey kazandırmıyor ama tamamen de kopamıyoruz işte. Uygulama diyetini saatlik kontrol sistemine çevirebilirim.

    Yazmak zorunda değiliz elbette. Zaten kadar çok şey yazılıyor ki farklı bir şey yazıp yazmadığımız da ayrı bir tartışma konusu. Yine de iyi bir şeyler yazmak için çabalayacağım sanırım. 🙂

  6. Benim anladığım sosyal medya hayatının merkezine yakın bir yerde. Sen bunu kaldırmakla kurtulduğunu sanıyorsun yalnız başka şeylerle uğraşarak yine gerçek hayatı kaçırabilirsin. Sosyal medyayı yaptığın projeler için etkili kullanabilirsen işte o zaman işe yarayacaktır hocam 🙂

  7. Pingback: App Detox: Mobil Uygulamaları Sınırlayın – İnternet . Teknoloji . Hayat

Bir Cevap Yazın