Öznel Bilinç ve Dayanılmaz Hafifliği

Geçen ayki Arka Kapak dergisini bu ay karıştırmaya başladım ve bu kez¹ Mehmed Ali Çalışkan‘ın bir yazısı beni bu satırları yazmaya itti.

M. Ali Çalışkan, yazısında bizzat yaşadığı acı hissinin öznel gerçekliğiyle kapıyı aralıyor ve Steven Spielberg’in Yapay Zeka (A.I. – Artificial Intelligence) filminden alıntıyla ‘öznel bilincin’ varlığına geçiş yapıyor. Bilinç kavramının, ‘Makineler düşünebilir mi?’ sorusunu sorarak Taklit Oyunu savını geliştiren, Alan Turing‘in karşısındaki en büyük argüman olduğunu da hatırlatıyor.

Çalışkan’a göre bizim tek gerçeğimiz ve eşsiz tecrübelerimiz (unique experiences), psikologların ‘duvarın arkası’ olarak isimlendirdiği işte bu alan, yani öznel bilinç/deneyim alanı. ‘Belki de bu yüzden Tanrı ortak aklın değil inancın konusu‘ diyor Çalışkan.

Öznel deneyim, öznel bilinç nedir?

Örnekleyerek açıklamak gerekirse; çekilen bir acı, duyulan sevinç veya en basitinden somut bir eşya, biyolojik ve sinirsel şablonda net olarak açıklanabilir. Ancak o acının, sevincin veya eşyanın bir bilgi olarak ben’im zihnimde nasıl bir şeye dönüştüğü tamamen bana özeldir ve henüz bunu ölçmenin bir yolu henüz bulunmuş değil.

Bu konu sanırım ilk olarak Hamza Tzortzis’in Boğaziçi Üniversitesi’ndeki konuşmasında (tam olarak şurası) karşıma çıkmıştı. Tzortzis de psikoloji için öznel bilinç deneyiminin (subjective conscious experience) karanlık bir alan olduğunu belirtmiş ve buradan bir üst bilincin (yaratıcının) varlığına işaret etmişti.

Şahsen ‘öznel bilinçlilik’ bana deneyimlerimizden doğan, yaşadıkça gelişen bir şey gibi geliyor ama bundan elbette emin olamıyorum. Yani öznel bilincin yeni doğan bebeklerde de var olup olmadığı büyük bir soru işareti. Çünkü ne biz bunu tespit edebiliyoruz ne de bebekler bu bilince sahip olduğunu ifade edebiliyor. Ediyorlarsa bile bize söyleyemiyorlar.

Gel gelelim bugün izlediğim akıl hastalıklarıyla ilgili TED konuşmasında Ruby Wax’ın sarfettiği şu sözler öznel deneyimin konuşabilmenin ötesinde bir şey olduğunu akla getiriyor. Keza Nouman Ali Khan’ın aynı ortamda büyüyen tek yumurta ikizlerindeki kişisel farklılıkların yaratılıştan geldiğini söylemesi de sanırım aynı soruyu yanıtlıyor.

Diğer yandan Ateizm’in en ateşli savunucularından Richard Dawkings de cevaplanmasını istediği tek soru olarak ‘öznel bilinç (subjective consciousness) nedir, nasıldır?’ sorusunu gösteriyor. (Hala aynı soruyu mu arıyor bilmiyorum.)

Sözün özü; sizde size özel olan, bende de bana özel olan ‘öznel bilinç’ dediğimiz bir hissiyat var ve buradan başka bir bilincin/yaratıcının varlığına geçiş yapmak mümkün. Tabi bu farklılığın bir hafiflik mi yoksa ağırlık mı olduğu ayrı bir tartışma konusu…

Beni bende demen, bende değilim,
Bir ben vardır bende, benden içeri.
. Yunus Emre

¹ İlkinde İhsan Fazlıoğlu’nun bir yazısına değinmiştim: Kısa mı Yazmalı Uzun mu?
² M. Ali Çalışkan’ın geniş bir yapay zeka kitaplığı var.
³ Tavsiye okuma parçası: Öznel Deneyim Mekânı Olarak Biyolojik Hafıza


Also published on Medium.

Bir Cevap Yazın