Küçük Prens ve Büyüklerin Gariplikleri [kitap]

Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry tarafından New York’ta bir otel odasında yazılan ve 1943’te yayınlanan Küçük Prens, son dönemde yeniden popüler olan kitaplardan biri.

Kitabı geçtiğimiz haftalarda almıştım, Onur’un da etkisiyle dün okuyup bitirdim ve merak eden herkes için burada paylaşmak istedim.

Büyüklerin Gariplikleri

Küçük gezegeninden dünyaya düşen bir çocuğun gözünden büyüklerin anlamlı(!) dünyasını anlatıyor kitap. Dolayısıyla benim gibi çocuklarla konuşmayı sevenler için oldukça güzel bir kitap. Zira küçük kahramanımız gerçekten oldukça masum ve güzel sorular soruyor.

Kitapla ilgili gözden kaçan bir detayı vermeden önce daha iyi anlamanız için kitaptan bir kaç alıntı yapayım;

  • Büyüklere bir şeyi açıklamazsanız olmaz.
  • Büyükler sayılara bayılırlar. … Deseniz ki, “Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.” Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama, “”Yüz bin liralık bir ev gördüm.” deyin, bakın nasıl “Aman ne güzel ev!” diye haykıracaklardır. … Böyledir onlar, çok şey beklememelisiniz. Çocuklar büyükleri hoş görmeye alışmalıdır.
  • Büyükler çok garip oluyor.
  • Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.
  • Zengin olman neye yarıyor?
  • “Yalnız evcilleştirebildiğin şeyleri tanıyabilirsin” dedi tilki, “insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkânlardan ama dost satan dükkânlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar. Dost istiyorsan beni evcilleştir işte.”
  • İnsanlar hızlı trenlere biniyorlar ama ne aradıklarını bildikleri yok. Koşuyor, heyecanlanıyor, dönüp duruyorlar.
  • İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.

Kitabın başında bir de Küçük Prens’in geldiği gezegeni gören bir Türk gökbilimcisi ve başından geçenler var ki yazarın bu konuya değinmesi oldukça ilginç olmuş.

Kitabın Kapağındaki Detay

Küçük Prens, şimdiye kadar yaklaşık 20 yayınevi tarafından basılmış ama yazarın el yazısıyla yazdığı kitabın ismi konusunda özen gösteren pek olmamış. Benim aldığım Can Çocuk Yayınları‘nın kapağındaki yazı ise birebir aynı görünümde. Bunun sebebiyse yazarın el yazısının dikkate alınarak yazılmış olması.. Bu yazıyı yazen kişiyse harf anatomisi konusunda gayet titiz olan kaligrafi hocam Erhan Olcay.

Kısacası anlatımıyla, çevirisiyle ve kapaktaki bu detaylı çalışmayla okunmayı hakeden bir kitap. Yaşınız kaç olursa olsun. 😉