Fırat Demirel - Teknoloji, İnternet, Hayat

Category: Kişisel (page 5 of 10)

Night Shift Android Uygulamaları

night shift

iOS 9.3 sürümüyle gelen Night Shift özelliği iPhone ve iPad sahiplerini sevindirdi ama bu sayede ben de Android bir çok benzer uygulama olduğunu keşfettim. (Android’e N sürümüyle birlikte Night Mode özelliği gelecekmiş.) Eğer siz de akşamları telefon veya tabletle fazla ilgileniyorsanız gözünüzü daha az yoracak sıcak renk filtrelerinden birini kullanmanızı tavsiye ederim. Malum, gece yatmadan önce telefonla oynamanın bedeli biraz ağır olabiliyor. 🙂

Uygulamaların hepsini denemedim ama puan ve indirme sayılarına bakarak fikir edinebilirsiniz.

  1. Dimly (4,4 / 500.000+) – Ben basitliği nedeniyle bunu tercih ettim.
  2. Night Screen (4,6 / 100.000+)
  3. Dim Filter (4,8 / 1000+)
  4. Screen Dimmer (4,3 / 1.000.000+)
  5. Night Mode (4,4 / 1.000.000+)
  6. Twilight (4,6 / 1.000.000+)
  7. Screen Filter (4,5 / 5.000.000+)
  8. Lux Lite (4,2 / 500.000+)
  9. Night Owl (4,5 / 50.000+)
  10. Darker (4,4 / 100.000+)

Night Shift

Geçtiğimiz gün Apple’ın iOS 9.3 ile Night Shift adlı bir özelliği tanıtması daha önce bahsettiğim meselelere ışık tutan bir gelişme oldu. Ben de bu yazıları tekrar hatırlatma ihtiyacı hissettim.

Bilmeyenler için açıklayayım; Night Shift, karanlıkta iOS cihazların ekranını sarı-sıcak renklere taşıyarak göz yorgunluğunu azaltmayı amaçlayan bir özellik (demosu aşağıda).

Apple, büyük olasılıkla iPhone ve iPad sahiplerinin geceleri telefonlarını ne kadar sık kullandığını biliyor ve bu özelliği geliştirip, tanıtımını yapmayı tercih etmiş. Bu vesileyle Mac için F.lux diye benzer bir uygulama olduğunu da öğrendim.

Benim bahsettiğim ve Medium’da en çok okunan 2 yazım da tam olarak bu soruna işaret ediyordu. Daha önce okumadıysanız tavsiye ederim. 🙂

Mülteci Botundaki Vietnamlı Çocuğun Hikayesi

Vietnam

Önceki hafta Suriyeli mülteci astronot Muhammad Faris‘ten ve mültecilerin içindeki yetenekli insanlardan bahsetmiştim. Yeni ve etkileyici bir mülteci hikayesine rastlayınca onu da paylaşmak istedim. Hikaye Vietnamlı mülteci bir çocuğa ait.

Yüzde 50 hayatta kalma şansı

Thuan Pham, 1969 yılında doğan Vietnam’da dünyaya gelir. 10 yaşına geldiğinde, Vietnam Savaşı mağduru olarak ülkesinden kaçmak zorunda kalır. Annesi ve küçük kardeşi ile bindiği 60 metrelik bottaki mülteci sayısı 370 civarındadır. Neyse ki Pham ve ailesi can yeleği bile olmadan çıktığı bu yolculukta Malezya’ya sağ salim ulaşır. Fakat Malezya Pham ailesini kabul etmez ve yeni bir yolculuk başlar.

Pham’ın annesi bu kez Endonezya’nın Letung adasına doğru yola koyulur. Buraya çıkmayı başarır ve 10 ay kalırlar. Pham yakındaki bir kasabaya yüzerek gidip gelmeye başlar. Annesi Pham’ın kasabadan aldığı şekerleri mültecilere satarak günlük 10 cent kârla ekmek ve balık satın alır.

Seyahatleri sırasında 2 kez korsanlara rastlayan Pham, bu durumlardan da sağ kurtulur ve hayata karşı direncini perçinler. Pham’ın annesi ABD’ye sığınma talebinde bulunur ve talep kabul edilir. Bir çok güçlüğe göğüs geren Pham, ABD’de okumaya başlar. Haftasonları araba yıkar ama MIT’de bilgisayar mühendisliği okuyacak kadar başarılı olur.

İş dünyasına atılan Pham, önce HP Labs, Silicon Graphics, DoubleClick ve VMWare gibi büyük şirketlerde çalışır ve 2013’te Uber’e katılır. Bugün Uber’in CTO’su olarak dünyaya iz bırakan ekibin çok önemli bir parçası olur.

THUAN-Pham

Görünen o ki biz her şeyi Travis Kalanick’in başardığını sanıyoruz ama Uber’de Pham gibi hayata ölümüne tutunan isimler de var…

Bir kaç eklemeyle bitireyim. Haberle ilgili arama yaparken Vietnamlı Amerikalılar listesine denk geldim. Standart mesleklerin ötesinde uzaya giden Vietnamlı bile var.

Kim bilir bizim Suriyeliler içinde neler var? diye sorsam elbette ‘Bizim içimizde neler var?’ sorusu akla gelecek ve elbette bu soruya yanıt verecek bir sürü hikaye var. Biraz aşağıda bunlardan sadece ikisini paylaştım.

Son olarak Jay Z’nin Warren Buffet ile verdiği röportajdaki sözünü de paylaşayım;

There are a ton of very intelligent kids coming out of these urban areas who can make it all the way if given the opportunity.

(Varoşlarda eline bir fırsat verildiğinde çok iyi işler yapacak binlerce zeki çocuk var.)

Kaynak: Harsimran Julka / Techinasia

Bookling: Okuduğunuz Kitapları Takip Edin

Bookling, daha önce bahsettiğim alışkanlık geliştirme uygulamalarına yeni bir örnek. Adından da anlaşılacağı üzere sadece okuduğunuz kitapları takip etmenizi sağlıyor. Ama asıl amacı elbette sadece hangi sayfada kaldığınızı göstermek değil, harekete geçmenizi sağlamak. Bunun için günlük hatırlatmalar kurabiliyor, yıllık okuma hedefinizi belirleyip, okudukça yeni rozetler/ünvanlar kazanabiliyorsunuz.

Bookling

Şu anda 7 Weeks uygulamasıyla ‘bugün kitap okudum/okumadım’ şeklinde bir takip yaptığımı da eklemeden geçmeyeyim. Ama elbette Bookling’e göre çok zayıf bir yöntem.

Şahsen Bookling’i çok sevdim ama şimdilik sadece iOS uygulaması (0,99$) var. Eğer siz de Android uygulaması için e-posta adresinizi bırakırsanız muradımıza daha hızlı erebiliriz.

*Google Play’de Bookling benzeri bir uygulama aradım ama göremedim. Biliyorsanız paylaşmanızı beklerim.

Uyumadan Önce Telefonla Oynamanın Bedeli

uyumak

Dünkü yazımda bizi bekleyen nörolojik salgından bahsederken, elektromanyetik dalgaların etkisinden hiç bahsetmediğimizi farketmişsinizdir. Şu anda 65 yaş üzerindeki nüfusun bizim kadar elektronik aygıtlarla içiçe yaşamadığı düşünülürse, bizim neslimizin tahmin edilenden daha büyük bir nörolojik tehdit altında olduğunu tahmin edebiliriz. Bunu da küçük bir araştırma üzerinden delillendirebiliriz.

Söz konusu araştırma 850 Flaman vatandaş arasında yapılmış. Gece ışığı kapattıktan sonra telefonuyla oynayan (mecazen) kişiler daha kalitesiz bir uyku, uykusuzluk (insomnia) ve bitkinlik sendromlarıyla karşılaşmış. Bu araştırmada uyku bozukluğuna neden olan şeyin telefon olup olmadığından kesin olarak bahsedilmiyor ama bilinen önemli bir şey var.

Yapılan araştırmalar mavi ve beyaz ışık yayın cihazlara bakmanın melatonin hormonu salgılanmasını azalttığını gösteriyor. Peki melatonin nedir?

Melatonin epifiz bezinin pineolasit adı verilen hücrelerinden salgılanır. Pineolasit hücreleri ışığa duyarlıdır. Elektromanyetik dalga yoğunluğu arttıkça melatonin salgılanması azalır. Melatonin, kişiden kişiye değişse de yaklaşık olarak 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur. Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır.

Bunun haricinde melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Bu nedenle lösemi ve diğer kansere yakalananların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları istenmektedir. Yapılan son araştırmalara göre hormonun yaşlanmayı geciktirici etkisi de vardır. (wikipedia)

Dolayısıyla gece telefona baktıktan sonra uyumaya çalışmanın uykuyu olumsuz etkileyebileceği pekala anlaşılabiliyor. UCLA Tıp Fakültesinde psikiyatri doktoru olan Dan Siegel, bu foton yayılımının beynimize ‘Uyanık kal, şimdi uyuma zamanı değil!’ şeklinde sinyal gönderdiğini söylüyor.

Diğer bir araştırmaya göre ABD’de durum epey vahim, araştırmaya katılanların yüzde 71’i telefonundan ayrılamıyor. Şahsen ben de bu konuda muzdarip olduğum için bir ara telefona bakmadan uyumayı alışkanlık zincirime dahil etmeye çalışmıştım. Bu konuyu mütemadiyen düşündüğüm için dün gece ‘Nörolojik salgına hazır mıyız?’ sorumu yanıtlayan Merve Kara’ya da tam bu noktadan yanıt verdim. 🙂

Kendi adıma üzerime düşeni yaptığıma inanıyorum. Artık bu yazıyı yatarken okumak veya Arianna Huffington gibi yatak odanızı elektronik cihazlardan izole etmek sizin bileceğiniz iş. Hala ‘Uykusuzluk ile nöroloji arasında ne alaka var?’ diyorsanız, şizofrenik belirtilerin uyku ile ilişkisine göz atmanız sanırım ikna edici olacaktır.

Görsel Kaynak: Flickr

Mükemmel Bir Ürün Çıkarmak Kimin İşi?

Geçtiğimiz günlerde Getir uygulamasına BKMexpress hesabımı eklemek istediğimde bir türlü başarılı olamadım. Şifremi sıfırlayıp tekrar tekrar denedim, olmadı. Twitter’dan yazdıktan sonra BKMExpress konuyla ilgilendi ama ortada net bir sorun yoktu.

Ertesi gün aynı hata mesajını almaya devam ettim. Mecburen tekrar yazdım. Getir ekibi sağolsun gece vakti ilgilendi. Ertesi gün sorunun çözümü BKM tarafından geldi. Sorun çözüldü, siparişimi verdim, 10 dakikada geldi vs…

Asıl konuya girmeden önce belirteyim, hem BKM hem de Getir bu ülkede işini çok iyi iş yapmaya çalışan iki şirket. Gerek ürün tarafında gerekse müşteri hizmetleri tarafında özveriyle çalışan ekipleri var. Fakat bu yaşadığım sorun üzerinden ürünleri iyi test etmenin ne kadar önemli olduğunun altını çizmek istiyorum.

Çünkü kariyerimin ilk döneminde (mobil servisler ve web projeleri geliştirirken) şunu öğrendim;

Ürünü mükemmel hale getiren kişi yazılımcı değil, iyi testler yapan ürün yöneticisidir. Yazılımcı, ürünü istenilen şekilde yapar. Olası hataları veya sıradışı kullanıcı davranışlarından kaynaklı açıkları görmek ve kapatmak ürün yöneticisinin işidir.

Bu süreçte yaşananlara bakacak olursak;

  • İlk akşam belki 10 kez hesabımı eklemek için uğraştım. Bu durum harcama yapmamın önüne geçtiği gibi Getir ve BKMExpress için belli bir sunucu yoğunluğu oluşturdu.
  • Ben sorunun üzerine gidip çözüme kavuştum ama kaç kişinin bu sebeple sorun yaşadığı (sanırım) bilinmiyor. Belki de bir sürü müşteri bu sebeple alışveriş yapmaktan vazgeçti?
  • Müşteri temsilcilerini bu hata yüzünden iki gece ve ertesi günler meşgul ettim.
  • Sorunun çözümünde sunulan argüman işe yaradı ama BKMExpress gibi bir uygulama için hassas bir detay. Sorunun gerçek bir çözüme kavuşturulması gerekiyor.

Özetleyecek olursam, ürün yönetiminde test sürecinin çok önemli bir yeri var. Bir roketi yapmak büyük meziyettir ama iyi sıkılmamış bir somun bütün işi berbat edebilir. Girişimcilerin veya şirketlerin, genel işlev testlerinin yanısıra mutlaka bir de kullanıcı gözüyle testler yapması lazım. Hatta ‘Artema’ gibi beklenmedik/aşırı kullanıcı davranışlarını dahi düşünmek gerekiyor. Aksi takdirde gelir kaybı ve kötü müşteri deneyimiyle karşılaşmak işten bile değil.

PluginTable: En Popüler WordPress Eklentileri

Periyodik cetvel veri/içerik tasnifi son dönemde epey kullanılan bir yöntem. Bunun bir örneği de en popüler (en çok indirilen) WordPress eklentileri için yapılan PluginTable.com.

Plugintable, WordPress.org eklenti dizinindeki 35 bin eklenti arasından en çok indirilen 108 tanesini sıralı olarak gösteriyor. Normalde periyodik tabloda olması gereken gruplamalara yer verilmemiş ama yine de işe yarar eklentileri keşfetmek için güzel bir liste olmuş. Bu da burada dursun. 😉

Wordpress Eklentileri

Girişimciliğin Dip’i

Pazarlama gurusu Seth Godin‘in ‘Dip‘ adlı eski bir kitabı var. Bir işten ne zaman vazgeçilmesi veya vazgeçilmemesi gerektiğini öğreten küçük bir kitap. Yeniden okumadım ama şu ‘dip’ mevzusuna burada bir parantez açmak gerektiğini düşündüm.

seth-godin-the-dip

Dip nedir?

Dip, gösterilen çaba karşılığında alınan sonuçların zirveye çıkmadan önce indiği en alt seviyedir. Seth Godin’e göre hayatta yapmaya değer her şey dip tarafından kontrol edilir. Dip başarının sırrıdır. Dipten çıkamayanlar kaybolur gider. Yani bir nevi ‘girişimciliğin doğal seçilim süreci’dir.

Kaç çeşit dip vardır?

  1. Üretim Dip’i: Operasyonunuzu seri üretime geçirmek için harcanan zaman, emek ve maliyet bir sonucudur.
  2. Satış Dip’i: Satışınızı profesyonel bir seviyeye taşımak ve çapını genişletmek istediğinizde karşınıza çıkar.
  3. Eğitim Dip’i: Okulu bitirip kariyer yapmaya başlarsınız. Ancak genellikle yeni bir şeyler öğrenmeye başladığınızda, becelerinizi yeniden keşfetmeye veya yeniden biçimlendirmeye başladığınızda bu dip sizi karşılar.
  4. Risk Dip’i: Kendi başının çaresine bakmaya çalışanlar bir noktada her şeyi kendi başlarına karşılayamacağını öğrenirler, özellikle de hali hazırda kazanılandan ödeyerek.
  5. İlişki Dip’i: Sonradan size faydası dokunabilecek insanlar veya organizasyonlar vardır, ancak sadece eğer siz şu anda onlara zaman ve emek sarfediyorsanız gelecekte yardımınıza koşarlar. Üstelik ‘şu an’ sizin için çok da elverişli bir zaman olmayabilir. Hep kendilerine iyilik yapılmasını veya müsade edilmesini talep edenler, ilişki Dip’ten asla paçayı kurtaramazlar. Çünkü zor ama aciliyeti olmayan zamanlarda ilişkilere yatırım yapmamışlardır.
  6. Kavramsal Dip: Buraya kadar bir kısım varyasyonlarla gelirsiniz. Bir sonraki seviyeye erişmek için yapmanız gereken şey, bu varsayımları terketmek ve yenilerini, belki de daha büyüklerini benimsemektir.
  7. Ego Dip’i: Çoğu insan hakimiyetten ve spot ışıklarından vazgeçemez. Dip’e saplanır kalırkar.
  8. Dağıtım Dip’i: Bazı perakendeciler, ürününüzün dağıtımı kolaylaştırırken, diğerleri organizasyonunuzun yatırım yapmasını gerektir ve sadece masraflarını karşılayabilir.

Evet, bu dip noktalara dikkat etmek her girişimin boynunun borcudur. Dip’i görüp görmediğinizi anlamak için bu kitaba mutlaka göz atın.

İstanbul’daki Suriyeli Mülteci Astronot

Suriyeli mültecilerin ülkemize gelmesinin farklı analizleri yapılabilir ama gerçekçi bakarak Suriyeli yeteneklerin keşfedilmesi konusu hep aklıma takılıp durdu. Bugün Vimeo’da rastladığım video ise bu konunun ne kadar önemli olduğunu doğrular nitelikte. Çünkü uzaya giden ilk Suriyeli Muhammed Faris şu anda İstanbul’da yaşıyor.

1987’de uzaya çıktığında Hafız Esed tarafından bir propaganda unsuru olarak kullanılan Muhammad Faris, 2012’de oğul Esed’e muhalif bir tavır sergileyerek ülkeden kaçmış. Neyse ki konudan ilk haberdar olan ben değilim. Video görüp bulduğum kadarıyla Faris, Bilişim Teknolojileri Derneği’nin bir etkinliğine konuşmacı olarak katılmış. Habertürk 2012’de Hürriyet ise geçen hafta kendisiyle bir röportaj yapmış.

ABD’nin göçmenlerle imtihanı

Eğer bu kadar mülteci ABD’ye girmiş olsa çok iyi bir yetenek keşfi yapacaklarını düşünmüşümdür. Geçen gün Serkan İnci’nin aşağıdaki iletisini görünce de yine bu konuyu düşündüm. Konu gerçekten mühim bir konu. Malumunuz Steve Jobs da Suriyeli bir mültecinin oğluydu. 1995-2015 yılları arasında ise Silikon Vadisi’nde kurulan teknoloji/internet şirketlerinin yüzde 52’sini göçmenler kurmuş.

Sözün özü hayat krizleri fırsatlara çevirmek üzerine kurulu bir oyun ve bizim elimizde hala fırsata çevrilebilecek bir kriz var. Ha diyebilirsiniz ki ‘Biz önce kendi içimizdeki yetenekleri keşfedelim’. Haklısınız. Lakin kriz zamanlarından fırsat çıkarabilirsek, elimizdeki gücü de daha iyi kullanabileceğimize inanıyorum.

suriyeli

Sağlık Sigortasına Güven Olmaz

Geçtiğimiz günlerde Webrazzi’de Fitpass‘i tanıtırken yukarıdaki anketi yaptım ve sonuç %73 ile özel sağlık sigortası lehine oldu. Ben bunu biraz garanticilik, korkaklık ve tembellik gibi sebeplere yordum ama herkesin kendine göre haklı yanıtları var. Bense iki yanıt arasındaki makas açıklığı oldukça fazla olmasına şaşırdım.

Neden derseniz, spor yapmak serotonin salgılamasıyla etkisini peşin olarak ödeyen bir şey. Sigorta ise zaten beklenmedik durumlara karşı düzenli olarak paramızı alan ticari bir sistem. Bizim korkumuzu kullandığı malum. Hiç işimize de yaramayabilir. Arada alınan farklar işin cabası. Keza sağlık sigortası sahtekarlıkları ABD’de yıllık 60 milyar dolar* boyutuna ulaşmış. Yani paramızı almak konusunda sahtekarlarla sağlık kurumları arasında kıyasıya bir rekabet var.

Daha rasyonel bir yanıt isteyenler içinse Dan Buettner’in TED konuşmasına bakmak yeterli;

Danimarkalı İkizler Araştırması adındaki bir çalışma göstermiştir ki belirli biyolojik limitler dahilinde bir insanın kaç yıl yaşayacağının yalnızca %10’u, genler tarafından belirlenmektedir. Geriye kalan %90’lık kısım ise, yaşam tarzımıza bağlıdır.”

Evet, farklı şekillerde duyduğumuz bir gerçeği Dan Buettner daha agresif bir biçimde dile getiriyor. 100 yıl yaşamanın nasıl mümkün olabileceğini anlattığı knuşmasında özel sağlık sigortasından hiç bahsetmiyor. Şahsen yaşam süresiyle ilgili bir takıntım yok. Aksine her an ölebileceğim bilinciyle, içinde bulunduğum her dakikayı işe yarar bir şekilde geçirmek istiyorum (evet, hayallerimden çok uzaktayım).

Hasıl-ı kelam, kendi genetik risklerimizi bilerek koruyucu/önleyici sağlık hizmetlerini, yani hasta olmadan kontrole gitmeyi öğrenebilirsek ve yeterince spor yapabilirsek daha sağlıklı ve mutlu bir ömür yaşama ihtimalimiz yüksek. Sağlık sigortasının bizi kandırmasına izin vermeyelim.

(Bu yazı üzerine, düzenli spor/egzersiz yapmaya başlamazsam bana da yazıklar olsun.:)

Kaynaklar: hasanbasusta.com, wired.com

Olderposts Newerposts

Copyright © 2017 Fırat Demirel – Teknoloji, İnternet, Hayat

Theme by Anders NorenUp ↑