Fırat Demirel - Teknoloji, İnternet, Hayat

Category: Kişisel (page 4 of 10)

Productivity Pack – İndirimli SaaS Paketi

Ekran Resmi 2016-04-06 17.49.33Üretkenliği artıran çok sayıda ücretsiz uygulama var. Fakat genelde ücret ödediğinizde daha fazla özellik ve üretkenlik satın almış oluyorsunuz. Tabi bazı uygulama/servislerin ücreti hiç de az değil. Productivity Pack de işte bu makas açıklığını kapatmayı hedefliyor.

Productivity Pack,  6 farklı uygulama/araç için yüzde 85 fiyat avantajıyla yıllık abonelik satan bir kampanya paketi. Paketin fiyatı 70 dolar (69,99) ve içinde şunlar var;

  1. Pocket Premium
  2. Wunderlist PRO
  3. LastPass Premium
  4. Quip
  5. DO
  6. UberConference
    + 12 haftalık The New York Times Digital Erişim Aboneliği

Genel olarak bakıldığında kârlı bir paket olduğu için paylaşmak istedim. Fakat şahsen almadığımı da belirtmeden geçmeyeyim.

Neden derseniz, daha önce Wunderlist Pro’ya 1 yıllık (indirimli) abone olmuştum ama işime yaramadı. Severek kullandığım Pocket‘ın Premium aboneliğini ise yıllık 45 dolar yerine 24 TL’ye almanın bir yolunu bulmuştum. LastPass dışındakiler ise tek başıma anlamlı olmayan ürünler. 😉

Erken Kalk! #40sabahErkenKalk

7 Weeks uygulamasıyla geliştirmek istediğim alışkanlıklardan biri de erkek kalkmak ama bu konuda halen yeterince başarılı değilim. Barış Özcan‘ın başlattığı 40 Sabah Erken Kalk hareketi bu konuda bana yeni bir enerji verdi ve ben de bu yazıyı yazarak hem paylaşmak hem de kendimi bu hedefe daha iyi odaklamak istedim.

Aşağıda hem Barış Özcan‘ın güzel videosunu hem de ‘güzel bir uyku ve uyanma tavsiyeler‘ konulu yazımda açıkladığım maddeleri başlıklar halinde paylaştım.

Kalktığınız saatte #40SabahErkenKalk etiketiyle paylaşım yaparak siz de bu harekete katılabilirsiniz. Kaç kişinin başarılı olacağını merak ediyorum. 🙂

Uyumadan önce yapılacak 7 şey:

    1. Oksijen
    2. Yemeyi İçmeyi Bırakın
    3. Uyaranları sınırlayın
    4. Rahat Edin
    5. Karbondioksit
    6. Çok gecikmeyin
    7. Elektronik cihazlardan uzaklaşın

Uyanırken yapılacak 7 Şey:

  1. Alarm sesi
  2. Üşümekten korkmayın
  3. Güzel bir şeyler için
  4. Kaslarınızı uyandırın
  5. Yeterince uyuyun
  6. Sessizliği dağıtın
  7. Enerjik ve özgüvenli olun.

Geçen Hafta Neler Yazdım? 28 Mart – 3 Nisan

Z Raporu serisinin 3. haftasındayız.

Geçen hafta Medium’da en çok Google’ın stratejilerini aktardığım yazı okundu (136/86), en iyi okunma oranını ise yapay zeka testini konu alan yazım yakaladı (yüzde 94).

‘Big Data @ Work’ kitabını incelediğim Arka Kapak dergisinin Nisan sayısı çıktı. Dün de blogumda ‘Kapitalizm: Bir Hayalet Hikayesi‘ kitabının kısa bir özetini paylaştım.

Geçen yıl yazdığım ‘Pazartesi Sendromunu Yok Edecek Tavsiyeler‘ yazımı hafta içinde tekrar paylaştım ve en az yeni bir yazı kadar okundu. Arada eski yazılara dönmek lazımmış. 🙂

Blog yazılarımın Medium sayfalarını da yanlarında bulabilirsiniz. İyi okumalar.

Blog Yazılarım:

  1. Z Raporu . 21-27 Mart (Medium)
    .
  2. 10 Maddede Google’ın Strateji Kontrol Listesi (Medium)
    .
  3. One Big Thing & Laterbox İle İşleri Sınıflandırın (Medium)
    .
  4. Arka Kapak Nisan Sayısı Çıktı! (Medium)
    .
  5. Timeneye: Hangi İşe Ne Kadar Vakit Ayırıyorsunuz? (Medium)
    .
  6. Bu Cümleleri Kim Yazdı? Makine mi İnsan mı? (Medium)
    .
  7. Kapitalizm: Bir Hayalet Hikayesi (Medium)

Webrazzi Yazılarım:

  1. iPhone SE 16 GB ile 64 GB arasındaki maliyet farkı sadece 12 dolar [Anketli] .
  2. Uber, yazılım geliştiricileri yolculuk esnasında avlamaya çalışıyor
    .
  3. IBM, yapay zekayı hızlandıracak yeni işlemci teknolojisini test ediyor
    .
  4. Samsung Galaxy S7 ailesinin yeni üyesi Galaxy S7 Active olacak
    .
  5. Apple Pay’den sonra Samsung Pay de Çin’e giriş yaptı
    .
  6. Robot işçiler en çok hangi ülkelerde çalışacak?
    .
  7. Revo Capital ve MV Holding, Cardtek Group’a yatırım yaptı [Güncellendi] .
  8. SoundCloud’dan Spotify’a rakip hizmet: SoundCloud GO (Souncloud kurucularına e-posta attım, CTO’su kesin bir tarih veremeyeceğini ama bir kaç ülkeye bu yıl Soundcloud GO’nun sunulacağını söyledi. Stay tuned! diye de ekledi.)
    .
  9. Bulut tabanlı IoT platformu IVEN, Netaş Wesley Clover desteğiyle dünyaya açılacak
    .
  10. Foxconn, Sharp’ın yüzde 66’sını 3,5 milyar dolara satın aldı
    .
  11. Quora, Arap Baharı’nda adı duyulan Parlio’yu satın aldı
    .
  12. Unity, 1,5 milyar dolar değerlemeyle yatırım almak üzere
    .
  13. Mobil uygulama üzerinden yatırımcı bulmak mümkün mü?
    .
  14. Mark Zuckerberg, Facebook’taki kurucu ortağının girişimi Asana’ya yatırım yaptı
    .
  15. Google Cardboard, web siteleri için VR View özelliğini ve iOS SDK’sını yayınladı
    .
  16. Yeni nesil dağıtım servisi Postmates, Amazon Prime modelini uygulayacak
    .
  17. Microsoft Edge için Adblock, Pinterest ve Evernote gibi yeni eklentiler duyuruldu
    .
  18. Kişiye özel kurye uygulaması ULAK hem paket gönderiyor hem de sipariş taşıyor
    .
  19. 2015’te 300 milyon sayfa gösteren BeyazPerde.com 2016’da çıtayı yükseltiyor
    .
  20. Apple’ın ilklerle dolu 40 yılı [Galeri]

Kapitalizm: Bir Hayalet Hikayesi

kapitalizm-bir-hayalet-hikayesi-Front-1Sel Yayıncılık’tan çıkan Kapitalizm: Bir Hayalet Hikayesi‘ni nihayet bitirebildim. Genel bir kapitalizm eleştirisi olduğunu düşünerek almıştım ama Hindistan özelinde olması – muhtemelen başka şekilde göremeyeceğim – farklı bir pencereye kafayı uzatmamı sağladı.

Yazar Arundhati Roy, kitaba adını veren ilk bölümde Hindistan’ın zenginlerini ve ülkenin nasıl paylaşıldığını anlatıyor.

Webrazzi’de Hindistan’ın internet yatırımları yazdığım için kitap daha bir ilgimi çekti. Örneğin Mark Zuckerberg, Bill Gates, Richard Branson (Kapitalizm 24902 diye bir kitabı var) gibi isimlerin yer aldığı küresel iklim değişikliğine karşı kurulan bir organizasyonda yer alan Mukesh Ambani‘nin kim olduğunu bu kitaptan öğrendim.

Ambani, Hindistan’ın en zengin ismi. Serveti 20 milyar dolar. 477 milyar dolarlık Reliance Industries Ltd.’nin çoğu ona ait. RIL ise Hindistan’da 4G bandı yayın lisansına sahip tek şirket olan Infotel’in hisselerinin yüzde 95’inin sahibi ve Ambani’nin bir kriket takımı var.

Diğer yandan arabalarına burun kıvırdığımız Tata‘nın 80 ülkede 100’den fazla şirketi işlettiğini öğrendim. Daha önce paylaştığım gibi Tata, Hindistan’ın en eski ve en büyük özel sektör enerji şirketlerinden biri. Madenleri, gaz yatakları, geniş bantlı haberleşme ağları ve daha fazlasına sahip bir şirket. Kitaba göre bazı kasabaların tamamı Tata’nın. Taj Hotel zinciri, Jaguar, Land Rover, Daewoo da. Yazar şöyle diyor;

‘Tata’nın şöyle bir reklam sloganı pekala olabilir: Bizsiz Yaşayamazsınız.’

Vikipedi‘ye göre savaş karşıtı bir eylemci olan Arundhati Roy, kitabın sonraki bölümlerde biraz daha iç siyasi gelişmelere ve özellikle Keşmir Sorunu‘na ve Keşmir’in Hindistan hükümeti tarafından sömürülmesine parmak basıyor. Dört kez patlak veren Pakistan-Hindistan savaşlarının temel noktalarından biri olan Keşmir ile ilgili bir kaç direnişçi hikayesine yer veriyor ve kitabın sonunda Occupy Hareketi’ne ve kapitalizm karşıtı direnişlere selam göndererek Halk Üniversitesi’nde yaptığı konuşmasını paylaşıyor.

Müslümanlara uygulanan Gücerat Pogromu (Gücerat Soykırımı) ve 2001’de Pakistanlılar tarafından yapıldığı düşünülen parlamento baskını kitapta dikkatimi çeken diğer bazı detaylar. Kuru ve abartılı bir kapitalizm eleştirisinden ziyade sakin bir kitap ortaya koyan Arundhati Roy’un diğer kitaplarına göz atmanızı önerip bir kaç alıntıyla bu kitap özetini de kapatayım;

  • Şirket hayırseverliğinin çağdaş hafızalardan silinip giden büyüleyici tarihi, 20 yy. başlarında, bağışlarla işleyen vakıf şeklinde yasal bir çerçeveye oturtulmasıyla birlikte ABD’de başladı. Böylece kapitalizimin (ve emperyalizmin) yolunu açan, sistemin devamını sağlayan devriye rolü misyonerlerden şirketlere geçti. Rockfeller Vakfı, Ford Vakfı, Carneige Corp. vs.. (bu konuda ayrı bir paylaşım yapabilirim)
  • 1919’da ABD’de alışveriş merkezi sahibi Edward Filene, işçilere geri ödeyebilecekleri krediler vererek kitlesel bir tüketim toplumu yaratılabileceğine ve ulusal gelirlerin eşitlikçi dağıtılabileceğine inanmıştı. Kapitalistler, fikrin ilk bölümüne daha çok ilgi gösterdiler ve çalışan insanlara on milyonlarca dolarlık ‘geri ödeyebilecekleri’  kredi dağıtarak ABD işçi sınıfını sürekli borç içinde olan, benimsedikleri hayat tarzına para yetiştirmeye çalışan insanlara dönüştürdüler.
  • Yıllar sonra bu fikir Muhammed Yunus ve Garmen Bank’in verdiği mikrokredilerle Bangladeş’in yoksullaştırılmış kırsal kesimlerine kadar sızdı ve yıkıcı sonuçları oldu (bu konuda aksi iddilar da var tabi). Hindistan’daki mikrofinans yüzlerce intihardan sorumludur. 18 yaşındaki bir kızın intihar mektubunda şu yazıyordu; Çok çalışın, para kazanın. Kredi almayın.
  • Savaşlarda silahlara ihtiyacımız var mı? Yoksa silah pazarı yaratmak için savaşlara mı ihtiyacımız var? Sahi Avrupa, ABD ve İsrail ekonomileri büyük ölçüde silah sanayilerine dayanmıyor mu? Çin’e üretim yaptırmadıkları tek alan bu.
  • Günde 20 rupiyle yaşayan 830 milyon insan…
  • ABD’nin ‘stratejik ortağı’ olmak, devlet başkanlarının birbirlerine arada sırada dostane telefonlar edip durduğu anlamına gelmiyor. Her düzeyde işbirliği (müdahele) anlamına geliyor. ABD Özel Güçleri’nin Hindistan topraklarında konuşlandırılması, istihbarat paylaşımı vb. anlamlara geliyor. … Hindistan’ın dans pistinde kendisine ayı gibi sarılan bir partnerle dans ettiği, dans etmeyi reddettiği anda yakılıp yıkılacağı eşitsiz bir ortaklık anlamına geliyor.

Üniversite konuşmasından;

  • Biz bugün burada konuşurken ABD ordusu Irak ve Afganistan işgallerini sürdürüyor. İnsansız Abd uçakları Pakistan ve ötesinde sivilleri öldürüyor. On binlerce ABD askeri ve ölüm müfrezesi Afrika içlerine ilerliyor. Trilyonlarca dolarınızı Irak ve Afganistan işgallerinde harcamaları yetmiyormuş gibi şimdi de İran’a savaş lafları konuşulmaya başlandı (şu anda ABD ile İran barışmış durumda) Büyük Bunalım’dan bu yana silah imalatı ve savaş ihracatı ABD’nin ekonomisini canlandırmasının temel yolları olageldi. Daha geçenlerde Barack Obama yönetimindeki ABD, Suudi Arabistan ile 60 milyar dolarlık bir silah anlaşması imzaladı. Benim ülkem Hindistan’a 5 milyar dolarlık askeri uçak sattı; benim ülkemde Afrika’nın en yoksul ülkelerindeki yoksulların toplamından daha çok yoksul var. Hiroşima ve Nagazaki’nin bombalanmasından, Vietnam’a, Kore’ye, Latin Amerika’ya kadar tüm o savaşlar milyonlarca can aldı, hepsi ‘Amerikan hayat tarzını’ garantiye almak için yapıldı.
  • Taleplerimiz şunlardır; 1) Şirketler aradı sahipliğe son verilsin. Örneğin silah imalatçıları televizyon kanalı sahibi olmasın. 2) Su, elektrik, sağlık ve eğitim gibi doğal kaynaklar ve temel altyapı özelleştirilmesin. 3) Herkesin barınma, eğitim, sağlık hakkı vardır. 4) Zengin çocukları ebeveynlerinin varlığını miras alamasın.

Bu Cümleleri Kim Yazdı? Makine mi İnsan mı?

Bugün İstev’deki Çağdaş Felsefe ve Mantık dersinde konu mantık kavramı içinde dilbilimsel çalışmalara ve Turing Testi‘ne geldi. Bildiğiniz gibi AlphaGo, insan zekasını Go oyununda yendi ama yapay zeka algoritmalarının halen dilbilimsel tarafta aşması gereken engeller var. Bu konuda ciddi çalışmaların yapıldığı da malum ve şimdi sizlere bu konuyla ilgili bir test sunacağım.

Daha önce makinelerin yazdığı metinler ve şiirler duymuşsunuzdur.  NYTimes’ın şu sayfadaki testi de verilen 8 cümle veya mısrayı kimin yazdığını tahmin etmenizi istiyor; Makine mi, insan mı?

Ben daha önce nasıl yanıt verdiğimi hatırlamıyorum ama bu kez 2 yanlış cevap verdim. Sıra sizde. Sonuçları yorumlarda ve Twitter’da benimle paylaşırsanız sevinirim. 🙂

Timeneye: Hangi İşe Ne Kadar Vakit Ayırıyorsunuz?

Zaman Yonetimi 2Bu soruya gerçekten kaç kişi net yanıt verebilir (ben veremiyorum) bilmiyorum ama Timeneye.com tam da bu soruyu yanıtlamanıza yarayan bir araç. Projelerinizi veya işlerini giriyorsunuz ve kronometreyi başlatıyorsunuz. İşiniz bittiğinde de saati durdurup o işe ne kadar vakit ayırdığınızı görebiliyorsunuz.

Pomodoro yerine sürekli olarak Timeneye saatini çalıştırırsanız, gün sonunda hangi işe ne kadar vakit ayırdığınızı görebiliyorsunuz.

zaman-yonetimi-3

Bence bu zaman yönetimi açısından oldukça faydalı bir araç. Üstelik Timeneye’ı Asana, Basecamp, Trello, Wunderlist gibi araçlara entegre edebiliyor ve Chrome uygulamasıyla hemen harekete geçebiliyorsunuz.

Timeneye daha önce bahsettiğim Focuslist Mac uygulaması gibi bir şey. Timeneye’ın iOS/Android uygulamaları da var ve gördüğüm kadarıyla web tarafındaki zenginliğiyle benzer uygulamalardan daha iyi. Üstelik tek kişilik kullanımda ücret istemiyor.

Şimdi Timeneye saatini durdurup bu yazıya ne kadar vakit harcadığıma* bakacağım.

İşte sonuç:

Zaman Yönetimi

*Yazının son hali için daha fazla vakit harcadım.

Arka Kapak Nisan Sayısı Çıktı!

Arka-Kapak

Kitap ve kültür dünyasında renkli bir sayfa açan Arka Kapak’ın Nisan (7.) sayısı çıktı. Benim de iki aydır katkıda bulunduğum bu güzel dergiyi Babil.com‘dan hemen sipariş verebilir veya bayinize sorabilirsiniz.

Bu ayın içeriklerine gelecek olursak;

Kapak/Dosya konusu Oğuz Atay. Söyleşi köşesinde Murat Gülsoy var. Enis Batur ‘Ölesiye Gülmeye Dair’, Kemal Varol ise ‘Bir Elmada İki Diş İzi’ başlıklı birer yazı yazmış. Haydar Ergülen ve Feridun Andaç ise Oğuz Atay’a dair makaleler kaleme almış. Akif Emre de ‘İşgal Mimarisi’ni yazmış.

İçinde çizgi roman barındıran güzelllikteki Arka Kapak’ta bu ay ‘Mekanik Türk‘ resmedilmiş ve İhsan Fazlıoğlu bu ay ‘Kitab Nedir?’ sorusunu sormuş.

Bendeniz de Thomas Davenport’un Big Data @ Work adlı kitabını ele aldım. Geçen ay da Google Nasıl Yönetiliyor? kitabının incelemiştim.

Yoğun çalışmalara rağmen 80 sayfaya sığmayan Arka Kapak, bu ay 88 sayfaya ulaşmış. Doya doya okumanız dileğiyle.

Dipnot 1: Arka Kapak’ın fiyatı 9 TL ama 89 TL’ye 12 aylık abone olabilirsiniz.
Dipnot 2: Dilerseniz Twitter’da @ArkaKapak‘ı takip edebilir vey ArkaKapak.com‘da dergideki bazı yazılara göz atabilirsiniz.

10 Maddede Google’ın Strateji Kontrol Listesi

google-nasil-yonetiliyor-kitabiDaha önce Google Nasıl Yönetiliyor? adlı kitaptan bahsetmiştim. Kitapta altını çizdiğim çok yer var ve dönüp bir daha okuyabilirim ama kitaptaki ‘Strateji Kontrol Listesi’ni burada paylaşmak hızlıca istedim.

Altını çizmek gerekirse bu stratejiler kitabın yazarları Eric Schmidt ve Jonathan Rosenberg’in deneyimlerine dayanıyor ve Google’ı bugünlere getiren stratejiler olduğu söylenebilir. En azından açıklanabilir olanlar. 🙂

Lafı gevelemeden hemen bu strateji tavsiyelerini sıralayayım;

  1. 5 yıl sonra ne olacağınızı düşünerek stratejinizi belirlemeye başlayın ve sonrada geriye doğru işe koyulun.
  2. Teknolojinin her geçen gün maliyet eğrilerini daha da aşağı çektiği üretim faktörlerini veya bir anda ortaya çıkabilecek platformları özenle değerlendirin.
  3. Günümüzde artık neredeyse kusursuz hale gelen bir pazar bilgisi ve çok çeşitli sermaye imkânları var. Tam da bu yüzden bir ürün veya platformla öne çıkmalısınız. Zamanınızın çoğunu o ürünü veya platformu daha iyi nasıl yapacağınıza ayırın.
  4. Gelecek 5 yıl içinde bir çok pazarda ‘rahatsız edici’ şirketler ve fırsatlar olacak. Bu rahatsız edici yeni çocuklar sizi nasıl etkileyecek?
  5. Rahatsız edici bir şirket ortaya çıkması durumunda eğer yerleşik şirketseniz rahatsız edici yeni girişimi satın alabilir, aynı platformu kurabilir veya görmezden gelebilirsiniz. İlk ikisini yapacak olursanız, o şirketin karşı koz olarak kullanabileceği seçenekleri ve teknik bilgiyi en az onlar kadar iyi bilmeniz gerekir.
  6.  Eğer rahatsız edici şirket sizseniz, yeni bir ürün icar etmeli ve işinizi merkeze o ürünü koyarak kurmalısınız. Yerleşik şirketlerin sizi durdurmak için kullanabileceği araçlara (iş ilişkileri, yönetmelikler, yasalar vs.) ve önünüze çıkaracakları engellere karşı hazırlıklı olmalısınız. Size yardımcı olmayı amaçlayan diğer oyuncuların rolünü de gözden kaçırmayın.
  7. Zorlu bir zaman çizelgesi oluşturup ulaşmak istediğiniz son noktayı net bir şekilde belirleyin. Büyüme çok önemlidir. İnternet çağında okuduğunuz tüm başarı hikayeleri, büyüdükçe daha iyi ve daha güçlü olan büyük platformları kapsar.
  8. Pazar araştırmalarını ve rekabet analizlerini kullanmayın. Slaytlar tartışmayı bitirir. Odadaki herkesin fikrini alın.
  9. Tekrarlama, stratejinin en önemli parçalarından biridir. Yine de bunlar her zaman çok ama çok hızlı ve öğrenmeye dayalı olmalıdır. Tüm büyük ve başarılı firmalar bir sorunu alışılmadık yollarla çözdüler, o çözümü hızla büyütüp yayılma için kullandılar ve başarıları büyük oranda ürünlerine bağlıydı.
  10. Yanınızda görmek istediğiniz insanları dikkatle seçin. Sadece uzun süredir sizinle birlikte olan veya en iyi okuldan mezun olup en iyi yüksek lisans derecelerini alan, titri en yüksek kişileri barındırmayın. Onların yanına bulabildiğiniz en iyi üretken akılları ve değişim yolunda size farklı bakış açısı sunabilecek insanları yanınıza alın.

Kompulsif Biriktirme (Dispozofobi) Nedir?

Otlar büyür, kuşlar uçar, #Ali insanları döver ve ben gazete biriktiririm. (16.03.2002)

A post shared by Fırat Demirel (@firatdemirel) on

Geçen gün eski dosyalarım arasında bu gazete sayfasına rastladım ve yine aklıma Paranoyak (NTV Yayınları) adlı kitaptaki Kompulsif (Patalojik) Biriktirme Bozukluğu geldi. (Kitap çok eğlenceli ve tabi biraz paranoyak edici.)

Kars’tan gelirken getirdiğim bu gazete sayfası, 1999’dan kalan (tabi ki özenle sakladım) boş ajanda, muhtemelen daha da eski olan bir not defteri (eczacı eşantiyonu), tükenmez kalem içleri, eski dergiler, çeşitli kırık şeyler vs… Biriktirmeye neden başladığımdan emin değilim ama otomobil fotoğrafları kesip arşivlediğimi, Galatarasay’ın UEFA kupası zaferine ve Hagi’ye dair gazete sayfalarını topladığımı çok iyi hatırlıyorum.

Bu alışkanlığı eşyaya (bile) vefa göstermek veya tutumlu olmanın tezahürü şeklinde açıklamak güzel ama biraz safça olur. Zira işin bir de ‘çöp ev’e giden astronomik tarafı var.

Neyse ki bu konuda artık daha kontrollü olmaya başladım(?). En azından çok uzun zamandır gazete almıyor ve sayfalarını saklamıyorum. Tabi bu durum dijital ortamda bir şekilde devam ediyor. Aşağıda 2014’te söylediğim sözün bir benzerini 2013’te de paylaşmışım.

Konuyu kapatırken kitaptaki biriktirme/istifleme hastalığı (dispozofobi) ile ilgili bölümün neredeyse tamamını aktarmadan geçmek istemedim. Belki sizin de özenle sakladığınız eski ve harika bir şeyler vardır diye. 🙂

Kompulsif (zorlantı) davranış veya ritüel:

Tekrar tekrar yapılan, kalıplaşmış, ne hoşlanılan-zevk alınan ne de doğal olarak sonuçta olması gereken işe yarayacak tutum ve davranışlardır. (wikipedia)

  • YAPAY BOZUKLUKLAR (Çünkü zihin bazen bedene karşı bir komplo kurar)
    • DÜRTÜ KONTROL BOZUKLUKLARI
      • KOMPÜLSİF BİRİKTİRME (Patalojik Biriktirme)

KENDİNİZİ SINAYIN:

  • Nesne biriktirmeyi sever misiniz?
  • Eski yadigârlardan ayrılmakta güçlük çekiyor musunuz?
  • Başkalarının duygusal veya maddi değer atfedemedikleri nesnelere siz değer atfeder misiniz?
  • Bir şeyleri asla atmaz mısınız?
  • Evinizin içinde hareket etmekte güçlük çekiyor musunuz?

İÇ SES: 

Dur, bunu atamazsın! Aklını mı yitirdin? Mükemmel bir kırık somun anahtarı bu. Mutfaktaki diğer kırık somun anahtarlarının yanına koy. Bir gün zaman bulup onları tamir ettiğinde, bu somun anahtarını sakladığına sevinmeyecek misin?

Hele bu eski, lekeli yırtık tişörtlerle dolu torbayı atmayı aklından bile geçirme. Günah işlemekten farkı yok bunun. Dünyada giyecek tişört bulamayan kaç çocuk olduğunu biliyor musun? O torba olduğu yerde kalsın. İsrafın alemi yok…

TANI:

ParanoyakEski sevgilinizin bıraktığı ve bir türlü atamadığınız notu hatırlıyor musunuz? Gaz şirketinden gelen zarfın arkasına yazılmıştı ve bir kavanoz kapari almanızı isteyen bir kaç sözcükten ibaretti. Fakat her nedense siz ona bir “anlam” yüklediniz. Belki bir keresinde çöpe bile attınız, fakat sonra içinize sinmedi ve çöpten çıkarıp üzerine bulaşmış kahve telvelerini süpürdünüz. Şimdiyse şifonyerinizde gizli. O eski sevgilinin üzerinden bir kaç eski sevgili daha geçti. O notu saklamanın bir anlamı yok, fakat kendinize izin verdiğiniz küçük bir saçmalık işte.

Her şeye bir anlam yüklediğinizi düşünün. Artık mevcut olmayan bir kapının anahtarı, kolejdeyken çalıştığınız işin maaş bordrosu vs… Bunların hiçbirini atmaya gönlünüzün el vermediğini düşünün. Evinizde devrilemeye hazır devasa istifler halinde birikmeye başlar. Evinize arka kapıdan girmek zorundasınızdır…

Bunu hayalinizde canlandırabiliyorsanız kompulsif biriktirme sendromundan muzdarip olmanın nasıl bir şey olduğu hakkında bilgili sayılırsınız.

Kompulsif bitiktirme, genellikle bir tür obsesif kompulsif bozukluk olarak görülür ancak araştırmalar beynin işlevi bakımından ikisi arasında farklılıklar olduğunu ortaya koydu. Kompulsif biriktirme, psikiyatrinin İncil’i olarak kabul edilen kitapta* kayıtlı değil ve bu konuda fazla araştırma yapılmamış. Yine de bu sayfayı koparıp ilgili makaleler yığınınıza eklerseniz iyi edersiniz, çünkü bir gün birinin işine yarayacağına şüphe yok.

TEDAVİ:

Yapılmaması gereken şu: Kompulsif biriktirme hastasının eşyalarını çöpe atıp, “işte, kendini çok daha iyi hissetmiyor musun?” diye sormak. Bu muhtemelen hastanın aşırı – hatta şiddetli – bir öfkeye kapılıp ağır bir mutsuzluğa sürüklenmesine neden olacaktır.

Ayrıca, obsesif kompulsif bozukluk hastalarına uygulanan ilaç tedavisi kompulsif biriktirme hastalarında sonuç vermemektedir. Bu alanda eğitim görmüş bir uzman önderliğinde bilişsel davranışçı terapi görmek, biriktiricinin değerli çöplerini azaltmasını, en azından katlanılabilir bir düzeye indirmeyi öğrenmesini sağlayabilir.

Diagnostic and Statisticl Manual of Mental Disorders IV – Ruhsal bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı IV

Escape: Dikkat Dağıtan Siteleri Terkedin

Firefox kullanırken çok güzel bir eklentiyle girdiğim siteleri pekala takip ediyordum. Chrome’a geçince bu işi bırakmış oldum. Fakat konuya farklı bir yönden yaklaşan Escape (Mac) uygulamasını indirdim ve yeniden dikkat dağıtan sosyal ağlara ne kadar vakit ayırdığımı ölçmeye başladım.

Escape’in yaptığı iş son derece basit; Twitter, Facebook, Instagram gibi kendi belirlediği bazı sitelere kaç kez giriş yaptığınızı ve bu sitelerde ne kadar vakit geçirdiğinizi gösteriyor. Zaman kontrolünü ise size bırakıyor.

escape

Ücretsiz olarak Escape’i indirince (henüz Windows uygulaması yok) aynı ekibin Focuslist diye bir uygulaması daha olduğunu öğrendim. Focuslist, Pomodoro tekniğiyle işlerinizi, gününüzü programlamanızı sağlıyor. Focuslist’in Mac, iPhone, Apple Watch uygulamaları var ama bedava değil, fiyatı 5 dolar. Henüz almadım ama sanırım yakında alacağım. 5 doların zaman tasarrufu karşısında ne önemi var?* 🙂

*Orjinal replik Eşkiya’dan: Hayatın sevda karşısında ne önemi var?

Olderposts Newerposts

Copyright © 2017 Fırat Demirel – Teknoloji, İnternet, Hayat

Theme by Anders NorenUp ↑