Tag: Arka Kapak

Arka Kapak’ın Temmuz Sayısında Neler Var?

Read More

Arka Kapak Ocak Sayısı & Okur Anketi

Read More

Big Data @ Work – Kitap İncelemesi

(Açıklama: Bu yazı ilk olarak Arka Kapak dergisinin Nisan sayısında yayınlanmıştır. Buradaki sürüm Arka Kapak’ta yayınlanan yazıdan küçük farklılıklar içermektedir.)

big-data-work-kitap

Amerika’nın en sevdiği turta hangisidir? The Economist’in deneyimli Veri Editörü Kenneth Cukier bu soruyla başlamıştı büyük veriyi anlattığı TED konuşmasına. Elmalı turtayı başarılı bir şekilde büyük veriye bağlarken, konuşmasının sonunda verdiği mesaj netti; iyisiyle kötüsüyle büyük veri denizine dalmanız gerekiyor.

Aslında teknoloji dünyasının büyük veri kavramına yıllar önce göz kırptığını söylemek yanlış olmaz. 2000’lerin başında durağan verileri geleneksel analitik araçlarıyla masaya yatıran Silikon Vadisi, artık ‘hızlı, akıcı ve karmaşık’ veri akışını tanımlamak için kullanıyor büyük veri terimini.

Uluslararası Analitik Enstitüsü’nün kurucularından olan ve enstitünün araştırma direktörlüğünü yapan Thomas H. Davenport, analitik konusuna kafayı takan ve bir çok kitap yazan bir isim. Büyük veri konusuna giriş yapacaklar için de fikirlerini Big Data @ Work adlı kitapta okuyucularıyla paylaşıyor.

Büyük Veri Nedir?

Davenport, ‘büyük veri’ tamlamasında birinci kelimeye odaklananların yanlış yaptığını söylüyor ve ekliyor;

“Büyük veri terimi teknik olarak 100 terabayt ile 1 petabayt arasındaki yelpazeyi kapsar ama sizin için verilerin miktarı değil, onu nasıl analiz ettiğiniz önemlidir.”

Tecrübeli profesör, büyük veri konusunda derin analizler sunmak yerine, sorunu ve çözümü tespit etmenize yarayacak harekete geçirici tavsiyelerde bulunuyor. Örneğin Davenport’a göre bazı sektörlerin önceliği olsa da büyük veri analizi tüm sektörlerin dikkate alması şart.

“Büyük verinin işinizle hangi alanlarda örtüştüğünü düşünün ve hedefinizi belirleyin.”

diyor Davenport. Yeni teklifler mi geliştirmek niyetindesiniz, yoksa daha iyi ürünler mi? Maliyet tasarrufu mu sağlamak istiyorsunuz, yoksa zaman tasarrufu mu? Peki ya kazanacağınız ekstra zamanı nasıl kullanacaksınız?

V (3 + 2)

Bu soruları yanıtladıktan sonra sıra geleneksel analitik anlayışının aksine, dışardaki veriye odaklanmaya geliyor. Zira dışardaki hızlı ve yoğun veri akışı, içerdeki sınırlı ve sabit veri kümesinden daha büyük bir potansiyel taşıyor. Yöneticilerin de Üç V (volume: hacim, variety: çeşitlilik, velocity: hız) odaklı düşünmesi ve mümkünse bunlara iki V daha (veracity: doğruluk, value: değer) eklemesi gerekiyor.

Davenport’un bu kitapta işin teknoloji tarafına girdiği pek söylenemez. Sadece Hadoop, MapReduce gibi altyapılarla Python, Pig, Hive gibi bu dikeyde işe yarar betik dillere değinerek işin teknik jargonuna aşinalık kazandırıyor ama ısrarla altı çizilen bir başka detay var. Davenport, Google’ın rahle-i tedrisinden geçmişçesine, yetenekli insan kaynağına (veri bilimcisinden bahsediyor) vurgu yapıyor. Güvenilir (bu nokta önemli) ve yetenekli veri bilimcisi bulmanın kolay olmadığını, hatta şirketlerin kendi içinde bu konuya eğilmesi gerektiğini de öneriyor.

Sözün özü; ister ‘Her şey bir bilgi parçasıdır’ sözünden hareketle, ister ‘In God we trust, everyone else bring data’ sözünün ışığında düşünün; büyük veriye kayıtsız kalmak (toplayıp analiz etmemek) zamanla yok olmayı beklemekle aynı anlama geliyor.

Arka Kapak Temmuz Sayısı Çıktı!

Arka Kapak Temmuz

Türkiye’nin güzide kitap ve kültür dergisi Arka Kapak‘ın Temmuz sayısı çıktı. 🙂

Bu ayki sayının dosya konusu Dönüşüm romanı ve Franz Kafka. Hani şu;

“Gregor Samsa bir sabah kötü bir rüyadan uyandığında, kendini yatağında korkunç bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.”

cümlesiyle başlayan küçük başyapıt. Dönüşüm’ü biraz geç de olsa okumuş ve kitap özetleri sayfama eklemiştim. Dosya konusu yapılacak kadar derin bir kitap olduğunu pekâla söyleyebilirim.

Bu sayıda benim incelediğim kitap ise Nassir Ghaemi’nin ‘Birinci Sınıf Delilik‘ kitabı oldu. Akıl hastalıklarına farklı bir gözle yaklaşan Birinci Sınıf Delilik, hem siyasi/tarihi karakterlere hem de benim gibi delilere ve dahilere meraklı kişiler için farklı bir tat sunuyor.

Her zamanki gibi özel kapak tasarımıyla çıkan Arka Kapak’ı bayinizden veya babil.com’dan alabilirsiniz. 😉

Google Nasıl Yönetiliyor? – Kitap İncelemesi

(Açıklama: Bu yazı ilk olarak Arka Kapak dergisinin Mart sayısında yayınlanmıştır. Buradaki sürüm bazı güncellemeler içerebilir.)

Sağanak bir ilkbahar yağmurunu düşünün. Bardaktan boşanırcasına yağıyor. İnen yağmur damlalarını bir orkestra şefi edasıyla yönetebilir misiniz? Yanıtınız muhtemelen hayır olacak. Ancak söz konusu yağmur, dijital veri yağmuruysa (ki öyle) neler yapılabileceğini sakin kafayla düşünmek gerekiyor.

Uygarlığın başlangıcından 2003’e kadar üretilen bilgi hacmini üretmemiz 2010 yılında sadece iki gün sürmekteydi. Günümüzde ise bu süre muhtemelen saatler seviyesine inmiş durumda. Ve bu veri sağanak yağış altında başarılı bir şirket yönetmek epey zor. Kişisel verilerini ölçmek ve analiz etmekle yetinen biri olarak bu konuda ahkâm kesmeyeceğim. Ancak Google’ın en tecrübeli yöneticilerinden Eric Schmidt ve Jonathan Rosenberg’in tatmin edici tavsiyelerini paylaşmama izin verin.

Üretken Akıllarla Çalışmak

İnternet çağında şirket yönetmenin inceliklerini anlatan Schmidt ve Rosenberg, işin sırrının ‘üretken akıllardan’ oluşan bir ekip kurmaktan ve bu ekibi korumaktan geçtiğini söylüyor. Üretken akılları işe alırken çok seçici olmanın önemine vurgu yapan ikili, üretken akılları analitik, ticari ve rekabetçi olarak tanımlıyor. Onlara itiraz etme hakkı ve olabildiğince özgürlük vermek gerektiğini savunuyor.

Google’ın yönetim stratejilerini, itiraflarını ve hatalarını samimi bir dille anlatan ikilinin satır aralarında yeni üretken akıllara göz kırptığını söylemek yanlış olmaz. Zira gerçek üretken akılları bulmanın zorluğuna ve Google’ın bu konuda sunduğu imkânlara profesyonelce vurgu yapılıyor. Pek tabi Google çalışanlarına da üstü kapalı bir övgü paketi gönderiliyor.

Bkz: 10 Maddede Google Nasıl Yönetiliyor?

Bu kitabın girişimcilerden en üst kademedeki yöneticilere kadar şirket yönetimi konusunda geniş bir perspektif sunduğunu pekala söyleyebiliriz. Kitapta karar alma, doğru iletişim, inovasyon ve büyük düşünmek konusunda çok önemli tavsiyeler bulmak da mümkün. Yaşanmış olaylar üzerinden yapılan anlatımlar da verilen mesajı içselleştirmenizi kolaylaştırıyor.

İyimser Bir Gelecek

Teknolojik devinimin geleceğine distopik değil, ‘Polyannacı’ gözle yaklaşan Schmidt ve Rosenberg’e göre hiçbir şirketin sonsuza kadar ayakta kalmayacak. Onlara göre bu kitabı (veya bu yazıyı) okuyan ‘üretken akıllar’dan birinin bile Google’ı bitirmesi olasılık dâhilinde. Yani Schmidt ve Rosenberg kendi sonunu bile makul görerek, Polyannacı olmanın hakkını veriyor.

Bkz: Google’ın Strateji Kontrol Listesi

Sözün özü, Google’ın bugün 500 milyar dolara yakın piyasa değerinde, tüm internet trafiğinin yüzde 82’sini çeken ve e-posta istemcisi 1 milyardan fazla kişi tarafından kullanılan bir şirket olduğu düşünürsek, Schmidt ve Rosenberg’in tavsiyelerine kulak asmamak için hiçbir neden yok.

Teknoloji dünyasında kuralların her gün yeni baştan yazıldığını, bir kurala veya yönteme bağlı kalanın değil, dinamik olarak kendini yeni şeylere uyduranın ayakta kalabileceğini de unutmamak gerekiyor.

Kitap hakkında söylenebilecek son şey, sanırım yöneticilerin bu kitabı çalışanlarından önce okuması gerektiğidir. Zira takip edilmediği takdirde çalışanların işyerine duyduğu sadakat gün geçtikçe azalıyor. Yöneticilerin çalışanlarının motivasyonunu ve şirketten ayrılma katsayısını hesaplayabilmesi gerekiyor. Aksi takdirde sağanak yağmur altında sırılsıklam olmak işten bile değil. Bakınız Google bile bu korkudan azâde değil…

Google Nasil Yonetiliyor Kitap Ozeti

Arka Kapak Nisan Sayısı Çıktı!

Arka-Kapak

Kitap ve kültür dünyasında renkli bir sayfa açan Arka Kapak’ın Nisan (7.) sayısı çıktı. Benim de iki aydır katkıda bulunduğum bu güzel dergiyi Babil.com‘dan hemen sipariş verebilir veya bayinize sorabilirsiniz.

Bu ayın içeriklerine gelecek olursak;

Kapak/Dosya konusu Oğuz Atay. Söyleşi köşesinde Murat Gülsoy var. Enis Batur ‘Ölesiye Gülmeye Dair’, Kemal Varol ise ‘Bir Elmada İki Diş İzi’ başlıklı birer yazı yazmış. Haydar Ergülen ve Feridun Andaç ise Oğuz Atay’a dair makaleler kaleme almış. Akif Emre de ‘İşgal Mimarisi’ni yazmış.

İçinde çizgi roman barındıran güzelllikteki Arka Kapak’ta bu ay ‘Mekanik Türk‘ resmedilmiş ve İhsan Fazlıoğlu bu ay ‘Kitab Nedir?’ sorusunu sormuş.

Bendeniz de Thomas Davenport’un Big Data @ Work adlı kitabını ele aldım. Geçen ay da Google Nasıl Yönetiliyor? kitabının incelemiştim.

Yoğun çalışmalara rağmen 80 sayfaya sığmayan Arka Kapak, bu ay 88 sayfaya ulaşmış. Doya doya okumanız dileğiyle.

Dipnot 1: Arka Kapak’ın fiyatı 9 TL ama 89 TL’ye 12 aylık abone olabilirsiniz.
Dipnot 2: Dilerseniz Twitter’da @ArkaKapak‘ı takip edebilir vey ArkaKapak.com‘da dergideki bazı yazılara göz atabilirsiniz.

Betonlara Çıkar Sokaklar

 

kentsel donusum

Ünlü mimarlarımızdan Turgut Cansever’in kızı Mimar Emine Öğün ile yapılan bir röportajda Emine Hanım, babaannesinden dinlediklerim anlatarak eskiden birden fazla ev sahibi olmanın avantajlı olarak görülmediğim, çünkü toplum hayatinda kira parası almanın ve o parayı kullanmanın uygun görülmediğini anlatmıştı. Eğer ikinci bir eviniz varsa ve eğer herhangi birisi orada oturuyorsa, oradan kira geliri alınsa bile o kira geliri başka bir yoksula verilirmiş, kullanılmazmış, örneğin asla gıda alınmazmış. Boğazdan geçecek lokmanın alın teri olmasına dikkat edilirmiş.

Yunus Emre Tozal‘ın Arka Kapak‘ın Mart sayısındaki bu alıntısını okuyunca sandığımdan daha kötü bir noktaya geldiğimizi anladım. Özellikle İstanbul üzerinden konuşacak olursak, toprağı kâr amaçlı parsellemekten daha feci olarak, gökyüzünü parsellemekle meşgulüz. Bir yandan belli bir gelir seviyesindeki insanları üst üste sıkıştırken, diğer yanda gelir düzeyi düşük insanları ve de kuşları şehir dışına itiyoruz.

Hızla artan emlak fiyatları birkaç kişinin milyarder olmasından daha büyük toplumsal bozulmalara yol açıyor. Zira bu yıl 200 bin TL olan evin, seneye 300 bin TL olmasından hiç gocunmuyoruz. Gocunamıyoruz. Hatta seviniyoruz. Ne asgari ücretlinin nasıl ev sahibi olacağını, ne de bir yıl içinde durduk yere kazandığımız 100 bin TL’yi hak edip haketmediğimizi umursuyoruz.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok. Dahil olduğumuz bu sistematik bozulmanın lekesi tepeden başlayıp, tabana kadar yayılıyor. Kötü yapılaşma ve arsız emlak fiyatları sosyalojik bir bozulmayı da beraberinde getiriyor.

Hem alıntıyı yaptığım yazıda tanıtılan Tahire Erman’ın kentsel dönüşüm araştırmasını konu alan ‘Mış Gibi Site‘ kitabını hem de daha önce izlediğim iki yerli belgesele göz atmanızı tavsiye ederim. Biri sinemalarda da oynatılan Ekümenepolis, diğeri ise Al Jazeera Türk’ün hazırladığı Yabancılar Giremez belgeseli. İlkinin fragmanını, ikincinin aslını aşağıya ekledim. İyi izlemeler ve bol betonlu günler dilerim.

Google Nasıl Yönetiliyor?

arka-kapak-sayi-6Son dönemin güzide kitap ve kültür dergisi Arka Kapak‘tan bir iki yazımda alıntı yapmıştım. Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu gibi isimlerle daha da güçlenen Arka Kapak’ın bu ayki sayısına nacizane ben de bir katkıda bulundum. Eric Schmidt ile Jonathan Rosenberg’in ‘Google Nasıl Yönetiliyor?‘ adlı kitabının bir değerlendirmesini yazdım.

Arka Kapak’ı Babil.com’dan veya gazete bayilerinden alabilir, Arkakapak.com adresinden bazı içerikleri gecikmeli de olsa takip edebilirsiniz.

Başlıktaki sorunun cevabını isteyenlerse aşağıdaki çok kısa özete göz atabilir;

  1. İşe alım konusunu ciddiye alın ve bu işe gerçekten zaman ayırın.
  2. Sadece üretken akılları (parlak zihinleri) işe alın.
  3. Üretken akılları kaybetmemek için elinizden geleni yapın.
  4. Gözden kaçan çürük elmaları, sahtekarları gönderin.
  5. Üretken akıllıları yönetmeye çalışmak yerine onlara özgürlük ve rahatlık sunun.
  6. Pazar araştırmalarına değil, teknik bilgiye güvenin.
  7. Verilere dayanarak karar verin.
  8. Sabırlı olun, bilgilenin ve alternatif oluşturun.
  9. Geleceğe hazırlıklı olun, hiçbir şirket sonsuza kadar kazanmaya devam edemez. Evet, Google dahil.
  10. Kötülük yapmayın(!).

 

Öznel Bilinç ve Dayanılmaz Hafifliği

Read More

Kısa mı Yazmalı Uzun mu?

Read More